Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

arısütü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arısütü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2017 Pazar

YERE DÜŞEN BİR ŞEYİ YEMEK ZARARLI MI?


Yere düşen herhangi bir yiyeceğin beş saniyeden fazla yerde kalmadığı sürece mikrop taşımadığı kanısı yaygındır. Bu inanç ne kadar bilimseldir?


Yere düşen herhangi bir yiyeceğin beş saniyeden fazla yerde kalmadığı sürece mikrop taşımadığı kanısı yaygındır. Bu inanç ne kadar bilimseldir?
Yere düşen yiyecekler gerçekten de beş saniyeden az kaldıkları sürece yenecek kadar güvenli midir, yoksa gözle görülmeyen zararlı mikroplarla mı doludurlar?
Önce şunu netleştirelim: Düşecek bir yemeğe saldırmak için bekleyen bakteri sürüleriyle dolu değildir yerler.
Bu bakteriler zaten her yanımızı çevrelemiş durumdadır. Yeni silinmiş yerde bile vardır bakteri.
Bilim insanları, yere dokunduğu anda yiyeceğin kirlendiğini söylüyor.
'Bakteri denizi'
2015'te yapılan bir araştırmaya göre, evlerdeki toz-kir içinde 9 bin farklı tür mikrobik canlı bulmak mümkün. Bunların 7 binini bakteriler oluşturuyor; ama çoğu zararsız.
Bu bakteriler her yanımızdadır: Ellerimizde, yüzümüzde, evimizde. Dökülen derimiz, soluduğumuz hava bakteri doludur.
En temiz mutfak tezgahı bile bakteriyle doludur.
Chicago Üniversitesi'nden mikrop uzmanı Jack Gilbert, "Mikroorganizmalardan kaçınmanız mümkün değildir. Aslında bir bakteri denizi içinde yaşıyoruz” diyor.
Araştırmalar, her bireyin bir saat içinde çevresine 38 milyon bakteri hücresi saldığını gösteriyor.
Gilbert, mikroorganizmaların tehlikeli olduğu ve "hepsini öldürmek gerektiğine” dair söylemleri 100 yıldır kullandığımızı, ama bu konudaki paranoyamıza rağmen, hastalık yapan mikrop kapma olasılığını hiç anlamadığımızı belirtiyor.
Hangi koşulda yenebilir?
Çevrenin normal ölçülerde temiz olduğu durumda yere düşen bir yiyeceği alıp yiyeceğini söylüyor Gilbert. "Ama mikrop yuvasına düştüğünde değil elbette” diyor.
Hatta daha da ileri giderek, yerleri ya da tuvalet oturağını bile yalamanın büyük ihtimalle sizi hasta etmeyeceğini söylüyor.
Ama evde biri hasta ise ya da hijyen kurallarına pek uyulmayan bir ülkedeyseniz bunun geçerli olmayacağını vurguluyor.
Etrafımızda elbette bazı hastalık yapan mikroplar da var. Ama bu mikrobun yerde olması demek, büyük ihtimalle mutfak tezgahında ya da kapı kollarında da olması demektir. Yani yere düşen yiyeceği yiyip yememenizden bağımsız olarak hastalanabilirsiniz.
Salmonella bakterisi
Aslında genel uyarılar burada da geçerlidir. Örneğin yerde Salmonella virüsü varsa düşen yiyeceği yemek sizi hasta edebilir.
2006'da yapılan bir araştırmada, düşen yiyeceğin yerde beş saniye kalması halinde bu virüsün bulaşma ihtimalinin bir dakika kalmasına oranla daha az olduğu görüldü.
Mikropla kontak yararlı
Bakteri dünyasıyla aramızda sihirli bir bariyer yoktur; en itinalı temizlik bile onları bizden uzak tutamaz.
Aslında mikrop dünyasıyla kontak halinde olmak yararlıdır da.
Uzmanlar, yiyeceğinizi doktor muayenehanesinde ya da tuvalette düşürmediğiniz sürece mikroplara maruz kalmanın iyi bir şey olduğunu söylüyor.
Zira etrafımız mikroplarla dolu bir şekilde evrim geçirdik. Araştırmacılar, insan türünün evriminde mikropların önemli bir rol oynadığına inanıyor.
Henüz küçükken etrafımızdan çok sayıda mikropla kontak halinde oluruz. Çocuk iki yaşına geldiğinde aşina olduğu "mikrop çeşitleri” hemen hemen bir yetişkinin seviyesine ulaşmış olur.
Uzmanlar, yere düşen yiyeceğin kapacağı mikropların bağışıklık sisteminin gelişmesine yardımcı olacağını belirtiyor.
Derimizde bile çok sayıda bakteri vardır.
Aşırı hijyenik ortamlarda bağışıklık sisteminin iyi gelişmeyeceği söyleniyor.
Kısacası, beş saniye kuralı bir saçmalıktan ibaret diyebiliriz. Eğer ortamda hastalık yapıcı bir mikrop varsa, düşen yiyecek çok daha kısa süreyle yerde kalmış olsa bile hastalığı önlemeyecektir.
Diğer zamanlarda ise yerden bir şey alıp yemekte sorun yoktur zaten.
Ama yine de tuvalet oturağını yalamaktan kaçınmak gerekir tabii ki!
Bu makalenin İngilizce aslını BBC Earth sayfasında okuyabilirsiniz. 
kaynak; BBC Türkçe 

20 Eylül 2016 Salı

BAKANLIK BU 38 ÜRÜNÜ YASAKLADI !!!


NİHAYET BAKANLIK BU 
38 ÜRÜNÜN BULUNDURULMASINI VE SATIŞINI 
TÜM ''AKTARLARA'' YASAKLADI  ...

Şifa arayan vatandaşın hastane ve eczaneden sonra sık sık gittiği aktarlarda satılan bazı ürünlere yasak geldi. Habertürk'te Lütfi Erdoğan imzası ile yeralan habere göre,

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), aktarlarda satılan 38 ürünü “tehlikeli” olduğu gerekçesiyle yasak kapsamına aldı.

Bakanlık, daha önce genelge yayımlayarak aktar vitrinlerine, ürünlerin kullanılışına ilişkin etiket, ilan ve benzeri yazılar asılmasını yasaklamıştı.

“Adasoğanı diz ağrısına, güzelavratotu baş ağrısına, nane gribe, adaçayı nezleye iyi gelir” gibi ifadelerin kullanılmasına da yasak getirilmiş, aktarlarda bitkisel karışım yapılmasının da önüne geçilmişti.

ÖLÜME BİLE GÖTÜRÜYOR

Yasaklanan 38 ürün arasında iltihaplı bölgeleri iyileştirdiği iddia edilen adasoğanı, ağrı kesici özelliği olduğu belirtilen güzelavratotu ve romatizma ağrılarını durdurduğu ifade edilen hintyağı da yer aldı.

Bu ürünlerin bilinçsiz kullanımı sonrasında damar tıkanmasına, zehirlenmeye ve hatta ölüme yol açtığı vurgulandı.

İŞTE SATILMASI MAHZURLU VE TEHLİKELİ OLAN O MADDELER:

1. Bulbus scillae (Adasoğanı) ve preparatları
2. Cantharide (Kantarit, Kuduz Böceği) ve prep.

3. Creosotum (Katran ruhu, Kreozot)
4. Flos Cinae (Horasani, S.Contra) ve prep.

5. Flos Pyrethri (Pire Otu) ve prep.
6. Folia Belladonnae (Güzel avrat otu) ve prep.

7. F. Digitalis (Digitalis, Yüksük otu) ve prep.
8. F. Hyoscyami (Banotu) ve prep.

9. F. Jaborandi (Jaborandi yaprağı) ve prep.
10. Folia Stramonii, Flores Stramonii (Tatula yaprak ve çiçeği) ve prep.

11. Fructus Coculi (Balık otu) ve prep.
12. Fr. Colocynthi (Ebu Cehil Karpuzu) ve prep.

14 26
13. Fr. Ecbali Elaterii (cirtatan, eşek hıyarı.), usaresi tozu ve diğer prep.
14. Fr. Papaveris (Haşhaş), şurubu ve diğer prep.

15. Cummi Guttae (Patalomba, Katalamba)
16. Herba Bel1adonnae (Güzel Avrat otu) ve prep.

17.H. Cannabis (Kenevir, Kendir), F. Cannabis ve prep
18. H. Conii (Baldıran) ve prep.

19. H.Rutae (Sedef otu), Fl. Rutae ve prep.
20. Oleum Cheropodii (Kenepod esansı) ve prep.

21. O. Ricini (Hint yağı)
22. Opium ve prep.

23. Podophyllinum (Podofilin)ve podofilotoksin ve prep.
24. Radix Ipecacuanhae (Altın kökü) ve prep.

25. R. Pyrethri (Pire Otu) ve prep.
26. Rhizoma Pilicis (Erkek Eğrelti otu) ve prep.

27. Rh. Hellebori (Çöpleme) ve prep.
28. Secale Cornutum (Çavdar mahmuzu) ve prep.

29. Semen Calabar (Kalabar baklası) Ve prep.
30. S. Colchici (Çiğdem) ve prep.

31. S. Crotonis (Kroton tohumu), o.Crotonis (Yağı, Habb el milük yağı)
32. S. Ricini (Hint yağı bitkisi tohumu, Bezr-i hırva)
33. S. Sabadillae (Bit otu, papaz otu) ve prep.
34. S. Straphisagriae (Bit otu) ve prep.

35. S. Strychni (ve diğer Strychnos türlerinin tohumları-kargabüken, inyas baklası) ve prep.
36. Summitates Sabinae (Kara ardıç) ve prep.

37. Tubera Aconiti (Kurtbogan) ve prep.
38. Radix Mandragorae (Adam-Adem otu) ve prep.

                     www.facebook.com/yemyesilaktar 
                    www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İstanbul 

Tlf     : 02128733393 
Gsm  : 05327757631 

11 Eylül 2016 Pazar

ROMATİZMAYA İYİ GELEN YİYECEKLER !!!


Soğuk ve nemli günler romatizma rahatsızlığını tetikliyor. Bu hastalıktan şikayet edenlere uzmanlar, nar özü, enginar ve armutu öneriyor...

Bağışıklık sistemindeki sorunlar nedeniyle eklemlerin iç yüzeyinde iltihaplanmalar olarak bilinen romatizma, ağrılarla yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, uzun dönemli, tedavi edilmeyen romatizmanın eklemlerin hareket kabiliyetini kısıtladığını belirterek, "Romatizmaya iyi gelen yiyecekleri günlük beslenmenize ekleyerek eklem ağrılarını hafifletebilir, şişliği ve iltihaplanmanın şiddetini azaltabilirsiniz" diyor. 
Romatizmaya iyi gelen yiyecekleri ise şöyle sıralıyor: 

Nar Özü: Son yıllarda yapılan araştırmalar, nar özünün kemik ve kıkırdaklarda oluşan iltihaplanmayı azalttığı yönünde sonuçlara sahiptir. Düzenli olarak nar suyu ya da nar özü tüketmek romatizmal ağrıların ve şişliklerin azaltılmasına yardımcı olabilir. 

Balık: Balık, özellikle somon, ton gibi soğuk su balıkları bol miktarda omega yağ asidi içerir ve Omega- 3 yağ asitlerinin iltihaplı hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Haftada en az 3 öğün balık tüketerek romatizma ağrılarını azaltabilir ve eklemleri etkileyen iltihabın yayılmasını yavaşlatabilirsiniz. 

Enginar: Vücuttaki zehri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak üzere gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir. 

Keten Tohumu: Balıkta olduğu gibi keten tohumu da yüksek oranda Omega-3, Omega- 6 yağ asidi ile besin lifi benzeri bir madde olan lignan içerir. Günlük olarak tüketilen keten tohumu eklem ağrılarını hafifletirken eklem sertleşmesini azaltabilir. Keten tohumu içerisinde bulunan lif bazı ilaçların emilimini azaltabileceğinden, kullanmaya başlamadan önce doktora danışmaları tavsiye edilir. 

Hodan Otu, Frenk Üzümü: Bitki tohumlarında bulunan doğal bir Omega-6 yağ asidi olan gamma-linolenik asit doğal bir iltihap önleyicidir, romatizma nedeniyle meydana gelen iltihaplanmayı ve dolayısıyla eklem şişliklerini azaltabilir. Çuha çiçeği, hodan otu ve siyah kuş üzümü gamma-linolenik asit bakımından en zengin gıdalar arasında yer almaktadır. 

Tam tahıllar: Tam tahıllar da romatizmaya iyi gelen yiyecekler arasında yer alıyor. Örneğin yulaf ezmesi, çeltik ya da arpa vücuttaki iltihabı atan maddeler içeriyor.Tam tahıllı ekmekler de iltihap giderici özelliğe sahip selenyum içeriyor. Yapılan bir araştırmaya göre bazı romatizmalı kişilerin vücudunda çok az selenyum maddesine rastlanmıştır. 

Zeytinyağı: Araştırmalara göre zeytinyağının içindeki bazı maddeler vücutta iltihaba neden olan maddelerle savaşıyor, böylece iltihap oranı da azalıyor. 

Pancar: Böbrekleri çalıştırır. Önemli bir potasyum kaynağıdır. Kemiklere büyük faydası vardır. Vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını da destekler. 

Armut: Romatizma ve eklem kireçlenmesi olanlar için yararlı bir meyvedir.
KAYNAK: TAKVİM

Yemyeşil Aktar
Beylikdüzü / İSTANBUL 
Gsm: 0 532 775 76 31
                                                        www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr
                                                          www.facebook.com/yemyesilaktar
                                                                   www.yemyesilaktar.com




CANDIDA MANTARI için PROBIOTIKLERLE savaşın !!!

Candida, bir maya bakterisi türüdür ve her canlıda bulunur.

Genelde lenf sistemi içerisinde görev alan bu mantar türü, dış etkenler sebebiyle gereğinden fazla çoğaldığında tehlikeli olmaya başlar.


Vücutta mukoza zarı bulunan her bölgede varlık gösteren candida mantarına; göz, kulak, mide, mesane, ciğerler ve genital bölgede rastlanır.

Candida mantarı, genelde genital bölge mantarı olarak bilinir ve kadınların adeta korkulu rüyasıdır.

Oysa candida mantarı, sadece genital bölge için tehdit oluşturmaz. 
Sindirim sistemi üzerinde de etkili bir mantar türüdür. Normal bir bağırsak florasında 100 katrilyon (yaklaşık 1500 gr) ağırlığında faydalı bakteri bulunur. 
Bu faydalı bakteriler, düzenleri bozulmadığı sürece sistemde canlı kalmaya ve sağlığımız için işe yaramaya devam ederler. 
Ancak birazdan detaylarıyla bahsedeceğim yanlış beslenme ve benzer hatalar sebebiyle düzenleri bozulduğunda, gereğinden fazla çoğalarak bağırsak ve vajinal floranın da bozulmasına sebep olurlar. Candida mantarı hakkında yapılmış birçok araştırma var. 2008 yılında yapılan bir araştırmada, candida mantarının genital bölgede çoğalmasının kalıcı hale gelebildiği ve bu durumun kısırlığa neden olabildiği gösterildi.

KAS AĞRISINA YOL AÇAR

Bedenimizde candida mantarının çoğalmaya başladığını nasıl anlarız? 
Candida mantarı kontrolsüz çoğalmaya başladığında, birçoğu son derece can sıkıcı belirtiler gösterir. 
Kemik, kas ve organ ağrıları, kokulara karşı alerjik reaksiyon ve aşırı hassasiyet, el ve ayaklarda üşüme ve vücut ısısında düşüş, darbe alma halinde cildin çabuk morarması, ilgili bölgede formal değişiklikler, sindirim problemleri, ilgili bölgede iltihaplanma (bu en sık görülen belirtiler arasında yer alır), kronik yorgunluk, ilgili bölgede doku bozulması, kaşıntı ve kızarıklık, koku, kadınlarda genital akıntı ve kas ağrısı; candida mantarının çoğalmasının belirtileri arasında sayılır. 
Elbette saydığım bu belirtilerin şiddeti de son derece önemli. Şikayetleriniz arttığında mutlaka uzman bir doktora başvurmalı ve tavsiye edilen tedaviye harfiyen uymalısınız.
İnternette candida mantarı ile ilgili arama yaptığınızda evde uygulanan testlerin tavsiye edildiğini görebilirsiniz. 
Uygulaması son derece kolay olan bu testleri yapmak, hastalığı artıran bir etki göstermez ancak tanı koymada yeterli olmadığından hastalığın ilerlemesine ve tedaviye geç kalınmasına sebep olabilir.

Candida mantarının düzenini bozan ve çoğalmasına sebep olan faktörler nelerdir?

Aşırı antibiyotik kullanımı, vücut temizliğinin yetersiz yapılması ve ortak giysi kullanımı (özellikle iç çamaşırı) gibi fiziki nedenlerin dışında bir de beslenme alışkanlıklarıyla ilgili nedenlerle candida mantarı çoğalabilir.

Mantarların büyük kısmı gibi candida mantarı da şekerli besinleri sever. Karbonhidratlar, hidrojenize edilmiş yağlar, işlenmiş gıdalar, hazır gıdalarda bulunan koruyucular, böcek ve tarım ilaçları ile temas ve ağır metaller; candida mantarının kontrolsüz çoğalmasının nedenleri arasında sayılmaktadırlar.

Hangi konuyu işlersek işleyelim, dönüp dolaşıp geldiğimiz yer hep aynı: Beslenme alışkanlıklarımız! Doğru beslenmek, sağlıklı kalmanın en önemli anahtarıdır.

CANDİDA MANTARI İLE MÜCADELE ETMENİN YOLLARI NELERDİR?

Başlıca nedenleri arasında beslenme alışkanlıklarının sayılması sebebiyle candida mantarının tedavisinde yapılması gereken ilk şey, doğru bir beslenme programını uygulamaktır. Candida mantarından kurtulmak için bunları yapın:

ŞEKERLİ GIDALARI TÜKETMEYİN 
Candida mantarını besleyen gıda maddeleri arasında ilk sırada şeker gelir. 
Eğer bu mantar türü ile mücadele ediyorsanız, şekerin her türlüsünü hayatınızdan çıkarmanız gerekir. 
Aslında ne yemeniz ya da yememeniz gerektiğini ayırt edebilmek için ana başlıkları bilmeniz yetmez. Etiket okumayı iyi bilmelisiniz. 
Özellikle marketten aldığınız gıdaların etiketlerinde yazan onca kısaltmanın birçoğu, şeker anlamına gelir.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ KUVVETLENDİRİN 
Bağışıklık sisteminin kuvvetli olması, birçok hastalıkla mücadelede en önemli ihtiyaçtır. 
Candida mantarı ile mücadele döneminde de güçlü bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız vardır. 
Bunun için taze ve doğal gıda maddeleriyle beslenmek gerekir. Güvenilir et ve balık yemek de bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye yardımcı olur.

Yapılan araştırmalar, faydalı yağları tüketmenin candida mantarıyla mücadelede en az proteinler kadar önemli olduğunu da gösterdi.

Faydalı yağlar, yağda çözülen A, D, E ve K vitaminlerinin taşıyıcısı görevini görürken, karotenin A vitaminine dönüşmesini sağlar. 
Bu tür yağları tüketmek D vitamininin emilimini ve kullanımını da sağlar.

SİNDİRİM SİSTEMİNDEKİ FAYDALI BAKTERİLERİ ÇOĞALTIN 
Düzenli olarak probiyotik tüketmek candida mantarı ile mücadelede son derece önemli bir adımdır. 
Sindirim sistemimizde bulunan ve varlıklarından fayda sağladığımız bakteriler vardır. 
Zararlı kolonilerden kurtulmak, yararlı olanların varlık göstermesi için uygun zemini oluşturur.

DESTEKLEYİCİ VİTAMİNLER ALARAK VÜCUDU GÜÇLENDİRİN 
Candida mantarıyla mücadele edenlerin bağışıklık sistemlerini stabil tutabilmeleri çok önemlidir. 
Bunun için de vitamin ve mineral desteğine ihtiyaçları vardır. 
B vitamini kompleksi, 
C vitamini, 
D vitamini, 
E vitamini, 
Kalsiyum 
Magnezyum 
alınabilir.

CANDİDA'YA DÜŞMAN YİYECEKLER
Candida mantarıyla mücadelede anahtar davranışın doğru beslenmek olduğunu artık biliyoruz.

Peki gıda maddeleri arasında bu hastalığın tedavisinde en kuvvetlileri hangileridir?

Birçok hastalığın şifası sayılabilecek SARIMSAK ve ELMA SİRKESİ, candida mantarı tedavisinde de ilk sırada yer alıyor. 
İster çiğ, ister yemeklerin içinde, ister tablet halinde olsun hiç fark etmez; iyileşmek istiyorsanız, sarımsak tüketin.

Sarımsağın bu hastalığı tedavi etmesindeki en önemli sebep, bağışıklığı kuvvetlendiriyor olmasında gizli.

Elma sirkesi, candida mantarının en nefret ettiği gıda maddeleri arasında yer alır. 
Yemeklerden önce bir kaşık elma sirkesini bir bardak suya karıştırın ve tüketin. 
Böylece hem candida mantarının kontrolsüz çoğalmasını önleyecek, hem de bağırsak floranızı tedavi edeceksiniz.

Kaynak;Sabah Gazetesi HALİT YEREBAKAN 

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İSTANBUL 



UYUMADAN ÖNCE MUTLAKA BİR BARDAK SU İÇİN !!!


                                                   www.facebook.com/yemyesilaktar
                                                   www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr
                                                   www.yemyesilaktar.com

7 Eylül 2016 Çarşamba

MÜRDÜM ERİĞİ FAYDALARI ...



MÜRDÜM ERİĞİNİN FAYDALARI...

- A, B2 ve C vitamini, magnezyum ve potasyum minerali açısından zengindir. 

- Etkili bir antioksidan olması nedeniyle pek çok rahatsızlığa karşı kullanılmaktadır.

- Vücut direncini artırır!

- Tansiyon ve kötü kolesterolü düşürebileceği belirtilmiştir.

- Karaciğer, böbrek ve romatizmaya bağlı rahatsızlıklara karşı destek olabileceği belirtilmiştir.

- Kan yapıcı özelliği bilinmektedir.

- İçerdiği A vitamini sayesinde göz ve cilt sağlığına etkili olduğu belirtilmiştir.

- Sinir sistemini güçlendirdiği belirtilmiştir.

- Sindirim sistemine destek olduğu belirtilmiştir. Kabızlık problemine karşı kullanılır.

- Adet düzenleyici etkisi belirtilmiştir.

- Terlemeyi hızlandırıcı ve idrar söktürücü etkisi belirtilmiştir.

Yemyeşil Aktar
Beylikdüzü / İstanbul

Gsm: 0 532 775 76 31

6 Eylül 2016 Salı

ADAÇAYI VE FAYDALARI !!!

                         
                                 https://www.facebook.com/yemyesilaktar/

ADAÇAYI FAYDALARI ve ZARARLARI !!!!




ADAÇAYI;

Latince adı Salvia Officinalis olan adaçayı bitkisi dişotu olarak da bilinir. 

Ada çayının kullanılan bölümü yapraklarıdır. Yaprakları taze veya kuru olarak kullanılır. 
Tıbbi adaçayı (bahçe) niteliği olan Salvia Officinalis ülkemizde yetişmemektedir. 
Bir başka tür olan çayır adaçayı (Salvia pratensis) (Anadolu adaçayı) batı ve güney-batı Anadolu'da bol olarak yetişmektedir. 
Çayır adaçayı kimyasal yapı ve tedavi etkisi bakımından tıbbi adaçayına benzemekte fakat içeriği bakımından fazla etkili değildir.
30-70 cm boyunda olan adaçayı bitkisinin yaprakları çiçeklenme öncesi, Mayıs-haziran aylarında toplanır. Tüylü ve beyazımsı bir renkte olan yapraklarının kurusu çay gibi haşlanarak içildiği gibi, et yemeklerine koku ve lezzet vermek için de kullanılır.

ADAÇAYI FAYDALARI NELERDİR?
·Vücudu direncini güçlendiricidir. Hastalık sonrası güçsüzlük, kas yorgunluğu durumlarında faydalıdır.
·Antiseptiktir. Balgam söktürür ve toksinleri vücuttan uzaklaştırmaya yarar.
·Boğaz ve bademcik iltihabına karşı oldukça yararlıdır. Farenjit, larenjit başlıca kullanım alanlarıdır.
·Adaçayının içinde bulunan cineol adlı madde öksürüğü önleyici özelliktedir.
·Gaz söktürücü ve hazmı kolaylaştırıcıdır. Mide spazmına ve bulantısına iyi gelir.
·Beyin işlevini arttırır, hafızayı güçlendirir,unutkanlık sorununa olumlu etki sağlar. Alzheimer sebebiyle azalan bir beyin kimyasalına koruyucu etkide bulunmaktadır.
·Ateş düşürücüdür.
·Menopoz dönemindeki kadınlarda sıcak basmalarını ve aşırı terlemeyi önleyici etkisi bulunmaktadır.
·Aç karnına içilen adaçayının kan şekerini düşürücü özelliği vardır.
·Soğuk içilen adaçayının ishal kesici etkisi bulunmaktadır.
·Kuru adaçayı yaprağı toz haline getirilerek dişlerin üzerine sürüldüğünde dişleri güçlendirir ve beyazlatır. Diş ve ağız iltihapları durumlarında ise soğuk adaçayı gargara olarak kullanılabilir.
·Migren ve baş ağrısı durumunda, sıcak adaçayına batırılmış bezle alın bölgesine kompres uygulamasının olumlu etkisi bulunmaktadır.
·Soğuk adaçayı kompresi, kesik ve yaralarda rahatlama ve hızlı iyileşme sağlamak için uygulanabilir.

ADAÇAYININ ZARARLARI NELERDİR?
·Sürekli ve fazla miktarda kullanımdan kaçınılmalıdır.
·Düşük yapma olasılığına karşı hamileler kullanmamalıdır.
·Anne sütünün salgılanmasını azaltıcı özelliği bulunduğundan emziren kadınlar kullanmamalıdır.
·Bazı kişilerde kan basıncını yükseltebilir.
·Küçük çocuklara içirilmesi tavsiye edilmez.
·Konsantre adaçayı yağı içilmemelidir.



KAYNAK;
Dyt. Gülhan KOCA
********************************
YEMYEŞİL AKTAR
Beylikdüzü / İSTANBUL
Gsm: 0 532 775 76 31
Tel:    0 212 873 33 93 
*******************************


TELEME NEDİR ?


                           

Isıtılmış Keçi Sütünden, olgunlaşmamış İncir veya Körpe İncir dallarında bulunan SÜT ile mayalanarak elde edilen Yoğurt veya Olgunlaşmamış Taze Peynire benzer Süt Ürünüdür.

Yani kısaca;

''Tam olgunlaşmamış oluşumu yarım kalmış ancak çok çok lezzetli Yoğur veya Peynir'' diyebiliriz...

Anadolu'nun birçok bölgesinde özellikle keçi otlatan çobanlar tarafından pratik, çok hızlı ve yapılışı çok kolay olmasından dolayı tercih edilen bir yiyecek ve beslenme türüdür.. 10 dakika gib, kısa bir sürede hazırlanabilir. Oluştuğu an itibari ile 5 dakikada tüketilmelidir içindeki incir alınırsa 5-10 dakika daha acılaşmadan yenilebilme özelliğini korur.

Her ne kadar İnek Sütü ile yapılsa da Keçi Sütünün tadını lezzetini vermez.

Bal veya yöresel pekmez ile içine kuru incir gibi meyve parçacıkları atılarak tatlı niyetine de yenilebilir.




https://www.facebook.com/yemyesilaktar/

Yemyeşil Aktar

Gsm: 0 532 775 76 31    Tlf; 0 212 873 33 93

5 Eylül 2016 Pazartesi

HİNDİSTAN CEVİZİ CİLDİNİZİN EN İYİ DOSTU !!!



AMAN DİKKAT !!!



                                                              www.yemyesilaktar.com
                                                       www.facebook.com/yemyesilaktar
                                                      www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

TRICLOSAN ÖLÜM SAÇIYOR! 


Dün "FDA (Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi) ANTİ BAKTERİYEL SABUNLARI YASAKLADI!" başlıklı haberi Sağlıklı Yaşıyoruz'da çevirisini yaparak sizler için paylaşmıştık. (1) Bugünkü Vatan gazetesi bu haberi ilk sayfadan girerek ayrıntılı olarak işlemiş. (2) Aşağıda bu haberi okuyabilirsiniz. 



"Antibakteriyel sabun zararlı


Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), içerisinde karaciğer kanserine neden olduğu tespit edilen ‘triclosan’ ve ‘triclocarban’ adlı kimyasallar bulunan antibakteriyel sabunların sağlığa zararlı olduğunu açıkladı.

‘Antibakteriyel sabun zararlı’

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), antibakteryel sabunlar hakkında çok çarpıcı bir açıklama yaptı. FDA, içerisinde ‘triclosan’ ve ‘triclocarban’ adlı kimyasallar bulunan antibakteriyel sabunların sağlığa zararlı olduğunu ve 1 yıl içerisinde yasaklanacağını açıkladı. Uzun süredir antibakteriyel sabunların zararlarını araştıran FDA, dünya genelindeki antibakteriyel sabunların yüzde 93’ünde bulunan ‘triclosan’ kimyasalının karaciğer kanserine neden olduğunu duyurdu. ‘Triclosan’ın vücuttaki hormon düzenine zarar verip bakteri bağışıklığını azalttığının da altını çizen FDA, toplam 19 adet kimyasalın söz konusu sabunların içeriğinden çıkarılmasını istedi.

‘Normal sabun kullanın’

FDA’nın kararının ardından başta temizlik ürünleri üreticisi Procter & Gamble olmak üzere birçok ünlü marka, söz konusu kimyasalların kullanımına son vereceğini duyurdu. Antibakteriyel sabunların, normal sabunlara göre daha etkili bir koruma sağlamadığını belirten FDA yetkilisi Doktor Janet Woodcock, “Antibakteriyel ürünlerin mikropları öldürdüğü zannediliyor. Bu düşünce doğru değil. Elimizde bunu ortaya koyan hiçbir kanıt yok. Normal sabun kullanılmasını öneriyorum” ifadelerini kullandı.

Sadece sabunda değil diş macunlarında da var

Uzm. Dr. Vefa Gönenç: “Bu tartışmanın temelini sabunlarda kullanılan triclosan maddesi oluşturuyor. Bu madde mikrobun bulaşmasını engellediği düşünüldüğü için deodorantlarda, diş macunlarında, sabunlarda kullanılıyor. Triclosan içeren antibakteriyel sabunların normal sabunlara göre faydalı olmadığı, normal sabunlardan farklı bir temizlik etkisi olmadığı ortaya kondu. Diş macunlarında da kullanılır bu madde. Türkiye’de şu an kullandığımız çoğu markada var. Triclosan maddesinin meme kanserini tetiklediği, hormon dengesini bozduğu, tiroid hormonunu azalttığı, antibiyotiklere direnç gösterdiği, yeri geldiğinde antibiyotiklerin etkisiz kaldığı, hatta sperm miktarında azalışa sebep olduğu ve kadınlarda endometriozise neden olduğu iddia edildi. 2010 yılında triclosan içeren maddeleri kullanan çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık olduğu ortaya çıktı. Triclosanın etkinlik açısından bir faydası yok. Kesinlikle deride zararlı etkisini gösteriyor. İrritan Kontakt Dermatit denilen temasa bağlı egzamayı artırıyor. Ben bu ürünlerin kullanımını kesinlikle tavsiye etmiyorum. Zaten temizlik açısından normal sabunlardan bir farkı yok.” 

Triclosan nedir?

Mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, ağız gargaraları, tıraş losyonları, kozmetikler ve başka pek çok ürüne katılan bir kimyasaldır. FDA ve birçok sağlık kuruluşlarına göre mikropları azaltma açısından antibakteriyel sabunların normal sabunlardan bir farkı yoktur." (2) 

Kaynaklar: 


(2) http://www.gazetevatan.com/-antibakteriyel-sabun-zararli--983055-dunya/


********************************************
********************************************
Yemyeşil Aktar
Beylikdüzü / İSTANBUL

GSM: 0 532 775 76 31
                                           www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr
                                            www.facebook.com/yemyesilaktar
                                                     www.yemyesilaktar.com






17 Haziran 2016 Cuma

SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANILIR?



Sağlıklı beslenme; 
Vücut sağlığı için besin değeri yüksek olan, günlük alınması gereken protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineral yüklü gıdaların dengeli olarak tüketilme şeklidir. 
https://www.yemyesilaktar.comVücudun sağlıklı olması için gerekli olan dengeli beslenme, dikkat edilmesi gereken bir noktadır. 

Bu kadar önem arz eden sağlıklı beslenme alışkanlığının en kısa sürede hayatınıza girmesini sağlamak da sizin elinizde. 

İşte size sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandıracak öneriler:

Sağlıklı beslenme alışkanlığını kazanmak için ilk olarak yaşam şeklimizde ufak değişiklikler yapmamız gerekiyor. 
Yapacağımız değişikliklerin yavaş ve köklü olmasına özen göstermelisiniz. 
Sağlıklı beslenme alışkanlığını aslında çocukken kazanılması daha doğru olacaktır. 
Yaşam boyu sürecek olan sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılmaması önemli sağlık sorunları da beraberinde getirecektir. 
Günümüzde sağlıklı beslenmemekten kaynaklanan en büyük sorun obezite, yüksek tansiyon ve kalp hastalığıdır.

SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLUR?

Öğün atlamadan, az az ve sık sık yemek yeme alışkanlık haline getirilmelidir. 
Hatalı beslenme alışkanlıklarından olabildiğince uzak durulmalıdır. 
Üç beyazdan uzak durduğumuz takdirde sağlıklı bir vücuda kapı aralamış olursunuz. 
Tam tahıllı besinler, çiğ sebze, meyve, süt ve süt ürünleri tüketerek de sağlıklı beslenebilirsiniz.



Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İSTANBUL

B12=balık yumurtası !!!



                                https://www.facebook.com/yemyesilaktar/
                                https://www.yemyesilaktar.com

16 Haziran 2016 Perşembe

SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI; alkali beslenme...

            

PH KAÇ OLMALI ?
İdrar pH değeri kaç olursa sağlıklı yada alkali oluruz ?
İdrar pH derecemiz 7,3 ve üstü olursak alkali sayılırız, eğer 7,3 - 6.8 aralığında olursa nötr sayılırız.
Ancak pH 0'la 14 aralığında bir değer.
Bu değerin ortası 7 nötr saf suyun derecesi ne alkali nede asidik. 7 nin altı asidik olmaya başlıyor, buda ortamdaki oksijen miktarının düşük olması demek.
Eğer bir insanın idrar pH değeri 5.5 altındaysa vücutta asidoz kanser başlamış demek'tir.
Bütün kanser hastalarının idrar pH değerleri yaklaşık 4,5 çıkıyor. İdrar pH değeri 2 - 2,5 olanlar var .
Artık asitleşmeden çürüyor.
Konuya dönersek eğer idrar pH değerinizi 7.3 ve üstü tutarsanız hiç bir zaman hastalığa yakalanmazsınız.
Sağlıklı aralık 7.3 - 8 yada 9 olabilir. 10 üstü pek olmaz ama olursada bişi olmaz. 11 e çıkarmak gereksiz ve sağlıksız. Ama 11 - 12 lere çıkarıp sağlıklı olduğunu söyleyen olursa da duymak isterim.
KAYNAK: Kemal MİLAR
YEMYEŞİL AKTAR
Beylikdüzü / İstanbul
Gsm: 05327757631
Tlf : 02128733393