Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

beylikdüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beylikdüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2017 Pazar

AŞIRI KİLO KANSERİ TETİKLİYOR....


Bel çevresindeki her 10 cm genişleme ve kilomuzdaki her 5 kg artışın Vücut Kitle İndeksi’nde (VKİ) 5 birim artışa neden olduğunu belirten uzmanlar, bu artışın çeşitli kanser türlerine davetiye çıkardığını söyledi. 

Uzmanlar, “Yaşam tarzınızda değişiklik yaparak kanser ve kalp hastalıkları, tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklara dur denebileceğine dikkat çekerek, dengeli ve kaliteli beslenin, düzenli egzersiz yapın, sigara ve alkolü azaltın/bırakın” tavsiyesinde bulunuyor.


Doç.Dr. Defne Kaya, vücut yağ oranının fazlalığı ile çoğunluğu sindirim ve hormonal sistemi ilgilendiren 12 çeşit kanser arasında ilişki bulunduğunu söyledi. Doç.Dr. Defne Kaya, bu kanser türlerini şöyle sıraladı:
“Pankreas, böbrek, yumurtalık, safra yolu, özefagus, kolon ve rektum (kalın bağırsağın makata yakın olan ilk 12 cm olan bölümü), mide, kemik iliği (multiple myelom: fazla hayvansal yağ tüketenlerde ve obezlerde daha sık görülür), akciğer, meme ve rahim kanseri.”
VÜCUT KİTLE İNDEKSİNİZİ HESAPLAYIN
İlk yapacağımız şeyin vücut kütle indeksimizi (VKİ) hesaplamak olduğunu ifade eden Kaya, “Vücut ağırlığımızın boyumuzun karesine bölünmesi ile elde edilen VKİnin normal sınırlarda olup olmadığını kontrol etmeliyiz. 
İdeal VKİ: 
19-24 yaş için 19-24; 
25-34 yaş için 20-25; 
35-44 yaş için 21-26; 
45-65 yaş için 22-27; 
      65 ve üzeri 24-29    aralığında olmalıdır” dedi.
BEL ÇEVRESİNDEKİ YAĞLANMA RİSK OLUŞTURUYOR
Vücuttaki toplam yağ miktarının önemli oduğunu belirten Doç.Dr. Defne Kaya, bel çevresindeki yağlanmanın önemli sağlık sorunlarına davetiye çıkarabileceğini belirterek “Bununla beraber yağın nerede biriktiğini bilmek daha önemlidir. 
Karın çevresinde gerçekleşen yağ birikimi, vücudun diğer bölgelerinde (kalça, basen) olan yağ birikiminden daha fazla sağlık risklerine neden olur. Bu nedenle bel çevresinin tek başına ölçümü ya da bel/kalça çevre oranı bize bazı hastalık durumları için önemli bilgiler verir. 
Bel çevresi özellikle erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm’i geçmemelidir. 
Bel/kalça çevre oranı ise, şişmanlığa bağlı kronik hastalıkların görülme riskinin değerlendirilmesi açısından önemlidir. 
Bu oran cinsiyete göre farklılıklar göstermektedir. Bel/kalça çevre oranı erkeklerde 1.0, kadınlarda 0.8’in üzerine çıkmamalıdır” diye konuştu.
VÜCUT KİTLE İNDEKSİNDEKİ 5 BİRİM ARTIŞ KANSER RİSKİNİ ARTIRIYOR...
Doç. Dr. Defne Kaya, VKİ’deki her 5 birim artışın aşağıdaki sonuçları doğurabileceğini ifade etti. İşte o sonuçlar:
Kolon kanserine (erkeklerde) (%9 risk artışı)
Rektum kanserine (erkeklerde)
Özefagus kanserine
Pankreas kanserine
Böbrek kanserine
Rahim kanserine (menapoz öncesi kadınlarda)
Kemik iliği kanseri (multiple myeloma) – a type of bone marrow cancer
Üç farklı safra yolu kanseri: Safrakesesi, karaciğer dışı safra yolları ve vater kabarcığı (pankreastan gelen kanalla öd kanalının oniki-parmak bağırsağına açıldıkları yerde bağırsak duvarının genişlemesiyle meydana gelmiş olan bir kabarcık) (%56 risk artışı)
Hem vücut yağ oranında ve kiloda artış hem de bel/kalça oranındaki 0.1’lik artış, menapoza giren ve hormon replasman tedavisi görmeyen kadınlarda, meme kanseri görülme riskini %11, rahim kanseri görülme riskini %21 artırmaktadır.”
KALBİNİZİ VE KASLARINIZI GÜÇLENDİRECEK PROGRAM UYGULAYIN
Tüm bu bilimsel verilerin vücut yağ oranımızı ve bel/kalça oranımızı azaltmamız gerektiğini işaret ettiğini belirten Doç.Dr. Defne Kaya, “Vücudunuzu sağlığa kavuşturmak istiyorsanız hem kalbinizi hem de kaslarınızı çalıştıracak bir program uygulamalısınız. Kalp atım hızınızı artırmak tek başına yeterli olmaz, mutlaka kaslarınızı da kuvvetlendirme antrenmanınıza eklemelisiniz ki yağ yakmanız hızlansın” diye konuştu.
Doç. Dr. Defne Kaya, antrenman program seçeneklerini de şöyle sıraladı:
"Haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite ve haftada 2-3 gün büyük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme egzersizleri.
Haftada en az 75 dakika yüksek şiddette aerobik aktivite ve haftada 2-3 gün büyük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme egzersizleri.
Orta ve yüksek şiddetli aerobik egzersizleri karıştırabilirsiniz: Haftada iki gün 30 dakika koşup diğer günler hızlı yürüyüş yapabilirsiniz. Yine haftada 2-3 gün büyük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme egzersizi yapmanız şart.
Birkaç aerobik egzersiz önerisi de vermek isterim: Hızlı yürüyüş, yüzme, koşu, bisiklete binmek, tenis, doğa yürüyüşleri ve tırmanma, basketbol, voleybol, futbol."
Yaşam tarzında değişiklik yaparak tüm bu kanser çeşitlerine ve kalp hastalıkları, tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklara dur demenin mümkün olabileceğini vurgulayan Doç.Dr. Defne Kaya, “Dengeli ve kaliteli beslenin, düzenli egzersiz yapın, sigara ve alkolü azaltın/bırakın” tavsiyesinde bulundu.
KALBİNİZİ VE KASLARINIZI GÜÇLENDİRECEK PROGRAM UYGULAYIN
Tüm bu bilimsel verilerin vücut yağ oranımızı ve bel/kalça oranımızı azaltmamız gerektiğini işaret ettiğini belirten Doç.Dr. Defne Kaya, “Vücudunuzu sağlığa kavuşturmak istiyorsanız hem kalbinizi hem de kaslarınızı çalıştıracak bir program uygulamalısınız. Kalp atım hızınızı artırmak tek başına yeterli olmaz, mutlaka kaslarınızı da kuvvetlendirme antrenmanınıza eklemelisiniz ki yağ yakmanız hızlansın” diye konuştu.
Doç. Dr. Defne Kaya, antrenman program seçeneklerini de şöyle sıraladı:
"Haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite ve haftada 2-3 gün büyük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme egzersizleri.
Haftada en az 75 dakika yüksek şiddette aerobik aktivite ve haftada 2-3 gün büyük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme egzersizleri.
Orta ve yüksek şiddetli aerobik egzersizleri karıştırabilirsiniz: Haftada iki gün 30 dakika koşup diğer günler hızlı yürüyüş yapabilirsiniz. Yine haftada 2-3 gün büyük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme egzersizi yapmanız şart.
Birkaç aerobik egzersiz önerisi de vermek isterim: Hızlı yürüyüş, yüzme, koşu, bisiklete binmek, tenis, doğa yürüyüşleri ve tırmanma, basketbol, voleybol, futbol."
Yaşam tarzında değişiklik yaparak tüm bu kanser çeşitlerine ve kalp hastalıkları, tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklara dur demenin mümkün olabileceğini vurgulayan Doç.Dr. Defne Kaya, “Dengeli ve kaliteli beslenin, düzenli egzersiz yapın, sigara ve alkolü azaltın/bırakın” tavsiyesinde bulundu.


DÜNYA KANSER HAFTASI 1 - 7 Nisan .......

Çağımızın hastalığı olan Kanser gittikçe yayılıyor...

Birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan ve stres, hazır gıdalar sigara ve yanlış beslenme sorunalrından ortaya çıkma riskinin fazla olmasıyla insan vücudunda farklı yerlerde oluşan Kanser Hastalığı dünyada 1 numaralı ölümcül rahatsızlık olarak kabul edilir.  
Günümüzde kullandığımız bazı ürünler ve eşyalar kanser hücrelerini vücudumuza gizlice davet eder.

Kanser Haftası Ne Zaman Kutlanır?

 Bu rahatsızlığın anlatılması ve uyarılarda bulunulması için her yıl 29 Mart’tan başlamak üzere bir hafta boyunca “kanser haftası ” olarak etkinlikler düzenlenir. 
 Bir hafta boyunca hastalığın nedenleri, tedavi süreçleri ve hastanın bu rahatsızlığı yaşarken olması gereken moral düzeyinin anlatılacağı ve  gösterileceği bu hafta kanser haftası olarak bilinir. 
Son yıllarda kanser rahatsılığı sebebiyle milyonlarc kişi hayata veda ederlen Kanserin oluşmamsı için geekli tüm detayların bilgilendirildiği haftadır. 
KANSER NEDİR?
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.
Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. 
Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini  kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.
Buna karşın kanser hücreleri, bu  bilinci kaybeder,  kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. 
Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanser hücreleriyle (pembe), lenfositlerin (sarı) savaşı.

Kanserin Nedenleri ?

Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.
- Sigara alkol kullanımı,
- Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
- Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
- Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
- Bazı virüsler
- Hava kirliliği
- Radyasyona maruz kalma,
- Kötü beslenme alışkanlığı
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:     
- Normal olmayan bir kanama veya akıntı   
- Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler    
- İyileşmeyen yaralar    
- Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük   
- Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık    
- Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara…    
- Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler
Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz….

EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ     

- Meme kanseri    
- Akciğer kanseri    
- Prostat kanseri   
- Mide kanseri    
- Kalın barsak kanseri
- Rahim ağzı kanseri

KENDİ  KENDİNİZİN BEKÇİSİ OLUN
Önce kanserden korkmamayı öğrenmeliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz. Kanserin iyileştirilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır.
1.Akciğer Kanseri;
- Uzun süre devam eden öksürük
- Öksürürken kan gelmesi
- Nefes darlığı
- Akciğer kanserini önlemek için sigarayı bırakın ve sigara içilen kapalı ortamlardan kaçının.
2.Cilt Kanseri;
- İyileşmeyen yara
- Ben ve siğillerde şekil, renk değişikliği
- Ani oluşan ben ve siğiller
- Tehlikeli saatlerde güneşlenmeyin, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanın.
3.Meme Kanseri;
- Memede ele gelen sertlik
- Meme başında içeri doğru çekilme
- Meme başında akıntı
- Meme şeklinde ki değişiklikler
Aylık olarak kendi kendinize meme muayenesi yapın, düzenli olarak mutlaka doktora gidin.
4.Ağız Kanseri;
Düzenli muayene ile diş hekiminiz ve doktorunuz ağız kanserini saptar
5.Rahim Kanseri;
- Menopozdan sonra olan kanamalar
- Nedeni belli olmayan vaginal akıntılar
- Bir aydan fazla devam eden adet kanaması, düzensizlikler veya anormal kanamalar
- Karında şişlik
Düzenli olarak PAP smear testi yaptırın ve pelvik muayene olun.
6.Kolon Kanseri; 
- Makattan gelen kanama ve dışkılama alışkanlıklarının değişmesi
- Karın ağrısı
- Karında kitle
- Kilo kaybı
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri tercih edin. 
7.Prostat Kanseri;   
- Sık sık (özellikle geceleri) idrara kalkma
- Kesik kesik, ağrılı ve sızılı idrar yapma
- İdrar kesesini tam boşaltamama hissi
- İdrar tutmada güçlük
- İdrar akış gücünde azalma
Hiçbir şikayeti olmasa da 45 yaş üzerinde her erkek, senede bir defa, PSA (prostat spesifik antijen) kan testi yaptırmalıdır. 

KANSERDE ERKEN TANI
- Tedavi şansını artırır
- Tedaviyi kolaylaştırır
- Tedavi giderlerini azaltır
- Doku ve organ kaybını önler
- Sakatlık bırakmaz
HAYAT KURTARIR
Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur. 

Kaynak;  Yük.Bio.Olcay Irmak  

1 Nisan 2017 Cumartesi

BUNU SAKIN YAPMAYIN !!!


CÜZDANINIZI ARKA CEBİNİZDE TAŞIMAYIN !!! 


Erkeklerin, arka ceplerinde cüzdan taşıma ve üzerine oturma alışkanlıkları omurga kaymasına neden oluyor  


Erkeklerin, arka ceplerinde cüzdan taşıma ve üzerine oturma alışkanlıklarını yaşam boyu devam ettirmeleri durumunda, omurganın yanlış pozisyonda tutulmasına bağlı kayma meydana gelebiliyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr. Gülçin Gülşen, alışkanlıkların doğrudan omurilik sağlığını etkilediği belirterek, "Her gün uzun saatlerce ayakta kalma ve çoğunlukla erkeklerin arka ceplerinde cüzdan taşıma ve üzerine oturma alışkanlıklarının yaşam boyu devam etmesi durumunda omurganın yanlış pozisyonda tutulmasına bağlı kayma meydana gelebilir. Erkekler bu yüzden siyatik ağrısı çekebilir" dedi.

Siyatik ağrısının bacaklardaki sinir boyunca yayılan önemli bir ağrı çeşidi olduğunu belirten Gülşen, "Genellikle alt bel bölgesinde başlayan siyatik siniri ağrısı, uyluk kemiğinin arka ve yanında belirir, kalçanın içine doğru hareket eder. Ağrı ayak ve ayak parmaklarını da içine alır. Vücudun her iki tarafında bulunan bu sinirlerde ortaya çıkan ağrılar için siyatik hastaları genellikle sadece bir tarafında ağrı hissediyorum' tanımını yapar" diye konuştu.

Prof. Dr.Gülçin Gülşen, "Ağrının yanısıra bu rahatsızlığın en bariz belirtileri bacaklarda uyuşukluk, yanma, karıncalanma, kas zayıflığı, hareket zorluğu ve kontrolsüzlüktür. Bu belirtileri gösteren hastalar genellikle zorlanarak oturma ve hareket etme şikayetinde bulunurlar" şeklinde konuştu.
İŞTE SEBEPLERİ;

Siyatik ağrısının erkek ve kadın ayrımı yapmadığını ifade eden Prof.Dr. Gülçin Gülşen, rahatsızlığın nedenlerini şöyle sıraladı:

"Ana neden yaşam süresinin bir döneminde siyatik sinirine iç ve dış etkenlere bağlı baskı ve tahriştir. Lomber olarak adlandırılan sinirler (alt omurganın dışarı kısmındaki sinirler) üzerinde sıkışma olabilir. Siyatik kökleri bel omurgası diskleri içine kadar uzanır ve bir diskte çıkıntı(herniasyon) olması durumunda sıkışma meydana gelir. Bu da ağrıya neden olur. Bu sebepten kaynaklı bir ağrı Spinal Dekompresyon tedavi yöntemiyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Bazı kimselerde doğuştan omurga darlığı olabilir. Bu da yine sinirlere baskı yaparak ağrıya neden olur. Ağrıyı geçirme amacıyla bilinçsiz şekilde siyatik sinir köküne yapılan ovma ve masaj sinire zarar vererek daha kötü sonuçlar doğurabilir. Tahriş olan sinirlerin ve omurganın yeniden organizasyonu, ayak bakım başta olmak üzere farklı tedavi yöntemleri sonuç verebilir".

Şiroterapi bakımın omurga yaralanmalarında disklerin tedavisi ve özellikle kas spazmını azaltmak ve kas gücünü artırmak için uygulandığını belirten Gülşen, "Hamileliğin son dönemlerinde omurga yükünün artması, rahmin siyatik sinir baskısı oluşturması, vücuttaki hormon değişikliğiyle kas spazmı, hareketsizlikle birlikte kas zayıflığı rahatsızlıkları ortaya çıkar. Hamileler için oldukça güvenli bakım olan şiroterapi ile kadınlar vücutlarıyla yeniden barışarak, siyatik ağrısını azaltır ve hatta bir süre sonra ağrı ortadan kalkar" dedi.
"AĞRI KESİCİLER KALICI ÇÖZÜM DEĞİL";

Değişik sebeplerden siyatik ağrısı çeken hastaların ilk olarak ağrı kesici, kas gevşetici benzeri ilaç tedavisine başvurduğunu ifade eden Prof.Dr Gülçin Gülşen, ağrının sebebi göz önünde bulundurulduğunda bunun geçici bir rahatlama sağlarken kalıcı çözüm olamayacağını belirtiyor. Gülşen, 'Tahriş olmuş ve baskı gören bir sinirin ağrısını ilaç maskeleyebilir, ama ağrı geçmez bir süre sonra nükseder. Hastalar çekinmeden merkezimize başvurabilirler. Siyatik ağrısının belirtileri olabilecek bel bölgesinde şişkin disk, spinal stenoz, spinal artrit, veya faset sendromu teşhisi konulursa, ameliyatsız tedavi yöntemi olan Spinal Dekompresyon ile başarılı bir şekilde ağrılarından kurtulabilirler. 'dedi.

26 Mart 2017 Pazar

GEREKSİZ TROİD AMELİYATLARI ENGELLENMELİ !!!


Gereksiz tiroid ameliyatlarını engellemek için neler yapılabilir?  


Nodüllerin büyük bir bölümü elle muayene ile ele gelmez. 
Büyük bir bölümü küçük nodül olup, ultrason taraması sırasında tesadüfen belirlenir. 
Kanser riski açısından büyük nodülle küçük nodül arasında bir fark yoktur. 
Bu nedenle belirlenen her nodül kanser riski açısından değerlendirilmelidir. 
Bu şekilde yapılan titiz bir değerlendirme ile gereksiz tiroid ameliyatları engellenir.
Tiroid nodülleri incelendikten sonra kanser kuşkusu varsa ameliyat edilir. 
Ayrıca tiroid nodülleri büyüklüğü nedeni ile hastayı rahatsız ediyorsa veya zehirli guatr oluşturuyorsa ameliyat önerilir. 
İyi huylu nodüller ise, hasta takip edilir kontrol altına alınır. 
Senelik ultrasonografi ve hormon tetkikleri ile takip edilir.
Tiroid hormon tedavisi eski yıllarda yaygın olarak kullanılmakla birlikte günümüzde 6 aydan fazla uygulanmamaktadır. 
Hastanın hormon düzeyleri normal ise ilaç tedavisi olmadan takip etmek daha çok kabul gören bir yöntemdir.


Kaynak; Prof Dr. Yeşim Erbil
www.mynet.com/saglık

Hamileler ve İlaç Alerjisi olanlar; BAŞ AĞRINIZA İLAÇSIZ TEDAVİ !!!


Bir baş ağrınız olduğunda ve ihtiyacınız olan İlacı bulamadıysanız, durum umutsuz görünüyor. 
Ama öyle değil. 
''Akupressür'' adlı baş ağrısından kurtulmanın bilimsel bir yolu var.
Bugün size Yemyeşi Aktar Baharat olarak baş ağrınızı etkili ve hızlı bir şekilde ortadan kaldıran bu teknik hakkında bilgi vereceğiz.

''Akupressure'', masmavi masaj çeşididir ve etkinliği çok sayıda bilimsel çalışma ile doğrulanır. 
Doğası gereği, bu akupunktur ve refleks terapi biçimidir, ancak özel tıbbi bilgiler gerektirmez.


İlk önce rahat bir pozisyon alın ve rahatlayın. 
Masaj çok zaman almaz: ortalama olarak 30 saniye ile 1 dakika arası sürer.
Herbir noktayı hafif pres veya dairesel hareketlerle masaj yapın. 
Genellikle başınızın ağrısı, masaj sırasında veya 5-10 dakika sonra kaybolur. 

Baş ağrısından kurtulmak için masaj yapılacak6 temel nokta !!!


Üçüncü göz veya Yintang'ın noktası, burun köprüsünün alına girdiği yerde kaşların arasında yer alır. 
Bu nokta, göz yorgunluğunun giderilmesinden sorumludur. 


Bu simetrik noktalar, kaşların iç kenarının tabanında bulunur. 
Bu alanın masajı, rahat nefes almanızı ve görme keskinliğini artırır. 
Presleme veya dairesel hareketlerle 1 dakika masaj yapın.


Bu noktalar burun deliklerinin iki yanında gözlerle aynı hizada bulunurlar. 
Onları bulmak için, elmacık kemiklerinin alt kısmında bir çukur hissedin. 
Sinüs açmaya, baş ve diş ağrısını azaltmaya ve sizi stresden kurtarmaya yardımcı olur.


Noktalar başın arkasında, ortada, kulak ile omurganın başlangıcı arasında bulunur. 
Bu noktalara masaj yapmak, burun tıkanıklığını, gözlerde ve kulaklardaki ağrıyı, şiddetli baş ağrısı ve migreni hafifletmeye yardımcı olur. 


Shuai gu noktaları, tapınak alanındaki saç çizgisinin başlangıcından 2-3 cm uzaklıktadır. 
Bu noktayı bulmak için küçük bir çukur hissedin. 
Bu bölgeye uygulanan basınç, temporal bölgedeki ağrı ve göz yorgunluğunu hafifletir.

Bu simetrik noktalar başparmağı ve işaret parmağı arasındaki elin arkasında bulunur. 
Bu bölgeye uygulanan basınç sırt ağrısı, diş ağrısı ve boyun kaslarındaki gerginliği hafifletir. 

kaynak;https://brightside.me/inspiration-health/how-to-get-rid-of-a-headache-in-5-minutes-without-pills-319110/?utm_source=fb_brightside&utm_medium=fb_organic&utm_campaign=fb_gr_5mincrafts

Yemyeşil Aktar Baharat
Beylikdüzü / İSTANBUL
0 532 775 76 31


















2 Mart 2017 Perşembe

CİLT LEKELERİNİZ İÇİN EV YAPIMI MASKE...

Cilt lekelerini azaltmanın doğal ve ev yapımı yolları.

Cilt lekelerini çıkarmayı vadeden geniş bir ürün yelpazesi var ve bazıları etkili olabilmesine rağmen, bu tür ürünlerin içindeki kimyasaların sağlığınız üzerinde ciddi hasarlara yol açabileceğini bilmek önemlidir. Bu nedenle, bu yazıda size yüzünüzdeki can sıkıcı lekelerle mücadelede yardımcı olacak, patatesten yapılan birçok yüz maskesinden ikisini göstereceğiz.

Yüzdeki lekeleri çıkarmak için ne gerekiyor?

1. Patates ve salatalık
Malzemeler
1 adet patates
1/2 adet salatalık
Hazırlanışı
Patates ve salatalığı bir blender içine koyun ve tamamen harmanlanana kadar karıştırın.
Nasıl kullanılır?
Karışımı yüzünüze nazik ve dairesel hareketlerle uygulayın. Yüzünüzde 25 dakika boyunca bekletin ve ardından bol su ile yıkayın.
2. Patates ve limon
Malzemeler
1 adet patates
1/2 adet limon
Hazırlanışı
Patatesi blender'da çırpın, ardından limon suyunu ekleyin ve hepsi iyice harmanlanana kadar karıştırın.
Nasıl kullanılır?
Karışımı yumuşak dairesel hareketlerle uygulayın. 20 dakika boyunca bekletin ve ardından yüzünüzü suyla yıkayın. 

Yemyeşil Aktar Baharat
Beylikdüzü / İstanbul

1 Mart 2017 Çarşamba

MEME KANSERİNİN EN YAYGIN 12 BELİRTİSİ....


Meme Kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor.. 

Uzmanlar erken teşhisle birlikte erken tedaviye başlamanın önemine değinirken Sık sık meme kontrolü yapılmasını öneriyorlar.

Yukarıda ki resimde Limonlar üzerinde gösterildiği gibi belirtiler aynı özellikleri göstermektedir.

Sağlıklı Günler..


Yemyeşil Aktar Baharat 
Beylikdüzü / İSTANBUL
GSM: 05327757631

24 Şubat 2017 Cuma

GIDA TERÖRİSTLERİNİN AKIL ALMAZ YÖNTEMLERİ... Mutlaka okuyun ve paylaşın !!!

Uğur Dündar’ın Yokluğunda Kendilerini Çok Geliştiren Gıda Teröristlerinin Akıl Almaz Yöntemleri

Her şey o kadar büyük bir hızla değişti ve kirlendi ki Afrika’dan muzun içinde ülkemize gelip çocukluğumuza damgasını vuran o malum böceği bile özler hale geldik!


Gündemi uzun süre meşgul etmesiyle artık hepimiz bu numaranın aşinası olduk. Pek çok sahte gıda gibi sahte balı da laboratuvar analizi olmadan anlamak mümkün değil. Ancak her adresi bulabileceğine inanan, evdeki her tadilatı usta çağırmaya gerek duymadan yapabileceğini sanan insanlarımızın, “Yahu kardeşim ben anlarım, nasıl anlaşılmazmış getir onu, getir” türünden özgüvenini fırsat bilen dolandırıcılar “Tabi güzel abicim, sahte olsa sen kesin anlarsın aslan abicim” diyerek aylarca dayadılar bize sahte balı. Sonunda bu illetten kurtulmuş olsak da, o dönem balın hasını üreten arılara çok ayıp oldu hakikaten.

At eti, gıda teröristlerinin olmazsa olmaz malzemeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Durum o kadar vahim ki artık sadece kasaplar değil, kebapçı ve dönerci gibi işi et olan işletmeler de maliyetleri azaltmak için bu sahtekarlığa başvuruyor. Bu kadar olmaz derken tas kebabının içinden de at eti çıkması çıtayı epey yükseltti. Binip gitmeyi planladığımız o güzel atlara nasıl kıydınız pis herifler!

Çünkü bu peynir olması gerektiği gibi sütten değil, margarinden yapılıyor. Peki nasıl? Biraz kazein, bir bardak soya yağı, biraz soya proteini, değişik gam ürünleri, bir miktar karoten boya ve bir kaşık da margarinle sütsüz peynir hazırlamak mümkün ve anlamak için ya uzman olmak ya da laboratuvar analizi gerekiyor. Sütsüz peynirden sonra daha ne göreceğiz, tavuksuz yumurta mı?

Diye aldanmamak lazım. Zira gıda teröristleri boş durmayıp baharatlara da el atalı bir hayli oldu. Kırmızıbiberin içine kiremit tozu, karabiberin içine boya katıldığı uzmanlar tarafından sıklıkla söyleniyor. Hatta açıktaki baharatların hemen hepsine ot çöp karıştırmak adeta sıradan bir şey haline gelmiş durumda. Bütün bu hile hurda çıplak gözle anlaşılamayacağı için güvenilir markalardan alışveriş yapmaktan başka çare yok. Aksi takdirde yemeklerinizin inşaat harcından hallice karışımlara dönüşmesi işten bile değil.

Sıkça karşımıza çıkan sahtekarlıklardan birisi de piyasadan toplatılan bozulmuş tavukların çamaşır suyuyla yıkanarak beyazlatıldıktan sonra tekrar piyasaya sürülmesi. Ancak siz bu tavuklardan birisini yerken çamaşır suyunun tadını veya kokusunu almıyorsunuz, çünkü tavuklar daha sonra sirkeli suda bekletilerek çamaşır suyundan ve kokusundan arındırılıyor. El altından piyasaya sürülen ve kesinlikle tüketilmemesi gereken bu tavukların başına gelenler pişmiş arkadaşlarının başına gelmiyor ya.

Özenerek söylediğiniz o künefenin içindeki şeyin Antep fıstığı olmama ihtimali var. Bazı sahtekarlar Antep fıstığı yerine bezelye koyarken, bazıları da yer fıstığını yeşil boyayla karıştırmayı tercih ediyor. Dolandırıcının insaflısına denk gelip bezelye yersek şanslı sayılırız.

İnsan bu yöntemi keşfedenlerin o an ne düşündüklerini gerçekten çok merak ediyor. Bazı üzüm üreticileri, üzümleri kurutmaya tabi tutana kadar bozulmadan kalmalarını sağlamak için onları mazota buluyor. Piyasaya sürülmeden önce çeşitli işlemlerle mazot kokusundan arındırılan üzümlerdeki sahtekarlığı gerekli analizler olmadan anlamak ise mümkün değil. Yananı görür Allah demişler ama toplu halde duran üzümlerin yanına ateşle yaklaşmamakta fayda var.

%100 dana etinden olduğu söylenen pek çok işlenmiş et ürününün içinde tek tırnaklı hayvanlardan, kullanılması sakıncalı olan iç organlara kadar ne ararsanız var. Hayvanı uygun parçalar halinde değil de bütün olarak atsalar ancak bu kadar olur.

Biraz kekik ve nar ekşisiyle kahvaltılarda ekmek banarak tadına vardığımız o güzel lezzet de bu sahtekarlık furyasından nasibini alan ürünlerden. Maliyetleri düşürmek uğruna içine katılan pamuk yağı sakıncalı sonuçlara yol açabiliyor. Yani bir kahvaltı keyfimiz vardı onu da… Neyse bir şey demiyorum.

Sofralarımızın olmazsa olmazı ekmek de gıda teröristleri tarafından rehin alınmış durumda. Türk halkının yeme alışkanları göz önüne alınınca ekmekteki basit bir sahtekarlık bile korkunç sonuçlara yol açabilir. Daha beyaz bir görünüm elde etmek isteyen bazı üreticiler ekmeğin içine karbonat veya kireç karıştırıyor. Buğdayından başlamak suretiyle ekmeği de kendimiz yapmadan içimizin rahat etmeyeceği günler yakın gibi.