Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

beykentaktar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beykentaktar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2017 Pazar

Hamileler ve İlaç Alerjisi olanlar; BAŞ AĞRINIZA İLAÇSIZ TEDAVİ !!!


Bir baş ağrınız olduğunda ve ihtiyacınız olan İlacı bulamadıysanız, durum umutsuz görünüyor. 
Ama öyle değil. 
''Akupressür'' adlı baş ağrısından kurtulmanın bilimsel bir yolu var.
Bugün size Yemyeşi Aktar Baharat olarak baş ağrınızı etkili ve hızlı bir şekilde ortadan kaldıran bu teknik hakkında bilgi vereceğiz.

''Akupressure'', masmavi masaj çeşididir ve etkinliği çok sayıda bilimsel çalışma ile doğrulanır. 
Doğası gereği, bu akupunktur ve refleks terapi biçimidir, ancak özel tıbbi bilgiler gerektirmez.


İlk önce rahat bir pozisyon alın ve rahatlayın. 
Masaj çok zaman almaz: ortalama olarak 30 saniye ile 1 dakika arası sürer.
Herbir noktayı hafif pres veya dairesel hareketlerle masaj yapın. 
Genellikle başınızın ağrısı, masaj sırasında veya 5-10 dakika sonra kaybolur. 

Baş ağrısından kurtulmak için masaj yapılacak6 temel nokta !!!


Üçüncü göz veya Yintang'ın noktası, burun köprüsünün alına girdiği yerde kaşların arasında yer alır. 
Bu nokta, göz yorgunluğunun giderilmesinden sorumludur. 


Bu simetrik noktalar, kaşların iç kenarının tabanında bulunur. 
Bu alanın masajı, rahat nefes almanızı ve görme keskinliğini artırır. 
Presleme veya dairesel hareketlerle 1 dakika masaj yapın.


Bu noktalar burun deliklerinin iki yanında gözlerle aynı hizada bulunurlar. 
Onları bulmak için, elmacık kemiklerinin alt kısmında bir çukur hissedin. 
Sinüs açmaya, baş ve diş ağrısını azaltmaya ve sizi stresden kurtarmaya yardımcı olur.


Noktalar başın arkasında, ortada, kulak ile omurganın başlangıcı arasında bulunur. 
Bu noktalara masaj yapmak, burun tıkanıklığını, gözlerde ve kulaklardaki ağrıyı, şiddetli baş ağrısı ve migreni hafifletmeye yardımcı olur. 


Shuai gu noktaları, tapınak alanındaki saç çizgisinin başlangıcından 2-3 cm uzaklıktadır. 
Bu noktayı bulmak için küçük bir çukur hissedin. 
Bu bölgeye uygulanan basınç, temporal bölgedeki ağrı ve göz yorgunluğunu hafifletir.

Bu simetrik noktalar başparmağı ve işaret parmağı arasındaki elin arkasında bulunur. 
Bu bölgeye uygulanan basınç sırt ağrısı, diş ağrısı ve boyun kaslarındaki gerginliği hafifletir. 

kaynak;https://brightside.me/inspiration-health/how-to-get-rid-of-a-headache-in-5-minutes-without-pills-319110/?utm_source=fb_brightside&utm_medium=fb_organic&utm_campaign=fb_gr_5mincrafts

Yemyeşil Aktar Baharat
Beylikdüzü / İSTANBUL
0 532 775 76 31


















22 Aralık 2016 Perşembe


PH KAÇ OLMALI ?
İdrar pH değeri kaç olursa sağlıklı yada alkali oluruz ?

İdrar pH derecemiz 7,3 ve üstü olursak alkali sayılırız, eğer 7,3 - 6.8 aralığında olursa nötr sayılırız.
Ancak pH 0'la 14 aralığında bir değer.
Bu değerin ortası 7 nötr saf suyun derecesi ne alkali nede asidik. 7 nin altı asidik olmaya başlıyor, buda ortamdaki oksijen miktarının düşük olması demek.
Eğer bir insanın idrar pH değeri 5.5 altındaysa vücutta asidoz kanser başlamış demek'tir.
Bütün kanser hastalarının idrar pH değerleri yaklaşık 4,5 çıkıyor. İdrar pH değeri 2 - 2,5 olanlar var .
Artık asitleşmeden çürüyor.

Konuya dönersek eğer idrar pH değerinizi 7.3 ve üstü tutarsanız hiç bir zaman hastalığa yakalanmazsınız.
Sağlıklı aralık 7.3 - 8 yada 9 olabilir. 10 üstü pek olmaz ama olursada bişi olmaz. 11 e çıkarmak gereksiz ve sağlıksız. Ama 11 - 12 lere çıkarıp sağlıklı olduğunu söyleyen olursa da duymak isterim.

KAYNAK: Kemal MİLAR

YEMYEŞİL AKTAR
Beylikdüzü / İstanbul
Gsm: 05327757631
Tlf : 02128733393

https://yemyesilaktar.com
www.facebook.com/yemyesilaktar
www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

26 Kasım 2016 Cumartesi

KANSER OLMAMAK İÇİN ALKALİ OLUN !!!



ALKALİ OLMAK YA DA FAZLA ALKALİ OLMAK HİÇ BİR HASTALIĞA SEBEP OLMAZ!!

Kandaki pH seviyeniz ölene kadar değişmez.

Vücudunuzda asitleşme fazlalaşmaya başlar ve alkali rezervleriniz yoksa erimeye başlarsınız. Dokularınız erir ve bu sizin hiç hoşunuza gitmeyecek bir acı vermeye başlayacaktır.

Vücudunuz '' ERİYORUM ERİYORUM DEMEYE BAŞLAR. (KANSER HASTALARINA ACI ÇEKMELERİNİN NEDENİ DE ASİTLERİN YAYILMAYA BAŞLAMASI ÇÜNKÜ ASİTLERDEN DOLAYI DOKULAR ERİRKEN ÇOK ŞİDDETLİ AĞRILAR ÇEKMEYE BAŞLIYORSUNUZ) İÇTEN İÇE ERİMEYE BAŞLARSINIZ.''

Kandaki pH değerini test etmeniz gerekmez ama idrardaki pH'ınızı test edebilirsiniz.

Bunun için digital satılan pH ölçerler var yada pH kağıtları var bunlardan edinip idrarınızı ölçebilirsiniz. Sağlıklı olmak istiyorsanız pH seviyenizin 7.365 yada üstü tutmanız gerekir.

Şimdi bu video'da daha önce anlatmış olduğum pH la ilgili bilgiler var.

Video'da Doktor Young Geleneksel Tıp idrardaki pH ın referans aralığının (Amerika da) 5.5 - 8.5 arasında alındığını anlatıyor ( Bizde bu değer yani Türkiye'de 5 - 7 arası.) Sonra Doktor Young anlatmaya devam ediyor ..
Sabah test ettiğimiz İdrar bize son 24 saati nasıl yaşadığınızı gösteriyor.
Eğer yaşınızı aldıysanız ( burada yaş belirtmiyor ama genç değilsiniz yani )dün partiye filan katılıp asidik gıdalar tükettiyseniz ve çok fazla alkol aldıysanız sabah idrarınızda ki pH seviyeniz 5 civarı çıkacaktır. Ama gençseniz ve alkali rezerviniz fazlaysa o zaman idrar testiniz de bu rakam 8.5 çıkacaktır.

Eğer alkali konusunda bilinçli iseniz ve alkali seviyenizi artırmaya çalışıyorsanız pH seviyenizi 8.5 a 9.5 HATTA 10.5 HATTA HATTA 11 E KADAR YÜKSELTEBİLİRSİNİZ.

EĞER PH SEVİYENİZ 5 - 6 CİVARLARINDAYSA HÜCRELER SAĞLIKLI KALAMAZ ÇÖKMEYE BAŞLARLAR.

KANSER HASTALIĞI İDRAR PH INIZ 5.5 OLDUĞUNDA VÜCUDUNUZDA BAŞLAMIŞ DEMEKTİR!!!

( William D. Kelley, D.D.S., M.S. nin one answer to cancer kitabının yazarı eğer kanserseniz bunun doktorunuzun anlaması 4 - 5 yıl alır diye yazmıştı ve kanserin sinsi haraket ettiğini söylemişti .. demek bundan dolayıymış) .
EĞER İDRARINIZDA Kİ PH SEVİYENİZ DEVAMLI 5 CİVARINDA SEYREDİYORSA YADA ÖĞLEN CİVARI YAPTIĞINIZ İDRARINIZ DÜŞÜKSE O ZAMAN ALKALİ YETERSİZLİĞE YAKALANMIŞSINIZ DEMEK TİR. EĞER YATTIKTAN SONRA 2 - 3 DEFA İDRAR A ÇIKIYORSANIZ VÜCUDUNUZ ASİTLERİ VÜCUDUNUZDAN ATMAYA ÇALIŞIYOR DEMEK TİR. EĞER SABAH SAAT: 02:00 CIVARI İDRARINIZI TEST EDERSENİZ VE BU 5 CİVARINDA ÇIKIYORSA ALKALİ REZERVLERİNİZ TÜKENMİŞ ASİDOZ BAŞLAMIŞTIR. BU DURUMDA PH SEVİYENİZİ YÜKSELTMENİZ GEREKİR. ALKALİ GIDA VE İÇECEKLERLE BUNU YÜKSELTEBİLİRSİNİZ.

ALKALOZ OLMAK BİR HASTALIĞA YOL AÇMAZ.

ÇOK FAZLA ALKALİ OLMAK HİÇ BİR RAHATSIZLIĞA SEBEP OLMAZ.


KAYNAK; Vedat MİLAR sayfasından alıntıdır....


AZ VEYA ÇOK ALKALİ OLUN, KANSER OLMAYIN !!!




Yemyeşil Aktar Baharat
Beylikdüzü / İSTANBUL










23 Kasım 2016 Çarşamba

KANSERE ÇARE; Işkın Otu .....



ABD'deki araştırmada, Anadolu'da yayla muzu olarak da bilinen 'ışgın' isimli sebzenin kanser hücrelerinin gelişimini durdurduğu ortaya çıktı.

ABD'nin Atlanta Üniversitesi'nde iki aşama hâlinde yapılan deneyler fareler üzerinde gerçekleştirildi. Işgında bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanser hücrelerine enjekte edildi. Sadece iki gün içinde kanser hücrelerinin yarısının öldüğü görüldü. Pigmentlerin modifiye edilmiş bir çeşidinin de tümörlerin gelişimini azalttığı belirlendi.

Araştırmadan çıkan bu bulgu yeni bir kanser ilacının da habercisi. Uzmanlar ışgından yapılmış kanser ilacının birkaç yıl içinde kanser tedavisinde kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak her ne kadar deney sonuçları olumlu olsa da ışgının ilaca dönüştürülmesi için birçok yeni araştırma yapılması gerektiği belirtiliyor.


Işgınla ilgili yapılan keşif bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İngiliz Daily Express gazetesinde "Işgın hayatınızı kurtarabilir " başlığıyla yayımlanan haber dünya basınında büyük yankı buldu.
İki günde kanser hücrelerini öldüren sebze
ANADOLU'DA ÇOK TÜKETİLİYOR..
Kuzukulağıgiller familyasından olan ışgının Latince ismi Rheum ribes. Işgın Anadolu'da ışkın, aşgın, aşkın, eşkin, eşgin, ıçgın, ıçkın, uçgun, uçkun, uşgun ve uşkun isimleriyle de biliniyor.

Doğu Anadolu bölgesinde ise yayla muzu ve dağ muzu olarak da bilinen bu sebzeye yetiştiği yöreye göre Van muzu ve Hakkâri muzu gibi isimler de veriliyor.

Işgın, Güneybatı Asya'nın ılıman ve subtropikal bölgelerinde yetişiyor. Tozlaşması rüzgârlarla olan ve kendi cinsinin diğer türleriyle melezlenebilen ışgın tıbbi bitkiler sınıfına girdiğinden farmakolojik araştırmalarda çok sık kullanılıyor.
Çiğ olarak yenen, zeytinyağlı, yumurtalı yemeği ve reçeli de yapılan ışgın oldukça farklı tariflerde kullanılıyor. Ancak Türk botanik bilimciler bilinçsiz ve uygun olmayan yöntemlerle toplanan ışgının Anadolu'da yok olma tehlikesi altında olduğu uyarısını yapıyor.
İki günde kanser hücrelerini öldüren sebze;
İngilizlerin araştırmasına göre de, kanserli hücrelerin gelişmesini önlüyor.

İngiliz bilim adamları yaptıkları araştırmada, Türkiye’de özellikle Elazığ, Bingöl, Tunceli, Erzincan, Siirt, Bitlis, Muş,Van, Ağrı ve Erzurum’da doğal olarak yetişen ’Işkın’ın(Rıbes) kanserle mücadelede çok etkili olduğunu, bu bitkinin kanserli hücrelerin gelişmesini önlediğini ortaya çıkardı.

Sheffield Hallam Üniversitesi’nin araştırmasına göre, Işkın’da diğer kırmızı sebzelerde olduğu gibi kanseri önlemeye yardımcı olan kimyasal maddeler bulunuyor. Polifenol adlı bu kimyasal maddeler başta lösemi olmak üzere birçok kanser türünü önleyebiliyor.

Araştırmayı yürüten Sheffield Hallam Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Nikki Jordan-Mahy, Daily Telegraph gazetesine, “Araştırmalarımız Işkın’ın özellikle pişirildiğinde polifenol miktarı bakımından oldukça zengin olduğunu gösterdi. Bu bitkiden elde edeceğimiz polifenollerle oluşturulacak bir ilaç da kanserle mücadelede kullanılabilir” diye konuştu. İngiltere’de oldukça popüler olan Işkın’ın sapları ve kökleri tüketiliyor. Ülkede bu bitkinin, pastası, tartı ve kokteyli yapılıyor.

Bilimsel olarak Ravent adı ile bilinen yurdumuzun Doğu Anadolu bölgesi’nde ve Beyhan beldemizde yetişen Işkın (Rıbes) Karabuğdaygiller familyasındandır. Serin ve dağlık yerleri seven çok yıllık otsu bitkilerdir.

Anayurdu Uzakdoğu olan raventlerin ülkemizde Işkın adlı tek türü yetişir. Tıbbi ravent (R. officinalis) adlı türünün anayurdu Tibet ve Çin’dir. Eski zamanlardan beri Çinliler tarafından kullanılan bu bitki, Eski Yunan ve Eski Romalılarca da biliniyordu.

Günümüzde ise Avrupa’da Tanen ve kokulu esansları içerdiğinden reçeli yapılır. Suyu bazı aperatiflere katılarak lezzet artırıcı olarak da değerlendirilir. İngiltere’de bu bitkinin, pastası, tartı hatta kokteyli bile yapılıyor. Bu bitki 30-70 cm arasında bir uzunluğa sahip, az yassı 1-3cm enindedir. Bitkinin kaba yaprakları oldukça büyüktür ve bitkinin tabanında toplanmıştır. Bitkinin tepesinde sarıçiçekleri başak şeklindedir.

Kayalık , dağlık yerlerde ve yamaçlarda doğal olarak yetişen Işkın (Rıbes) halk arasında doğunun muzu olarak da bilinir. Mayıs ayının ilk haftasından Haziran ayının ilk haftasına kadar geçen dar bir zamanda bulunan Işkın doğal olarak yetişir ve tohumlarıyla çoğalır. Hafif mayhoş bir tadı olan ışkının yenen kısmı genç sürgünleridir.
Yaklaşık 20-30 günlük süre boyunca toplanarak satılan bu sürgünler Çiğ halde kabuğu soyularak sade, tuzlanarak veya şekere bandırarak yenir. Işkın(Rıbes) adıyla bilinen yeşil renkli mayhoş kökten uca doğru tadı ekşileşir. Lif oranı yüksek bir bitki olduğundan kabızlığa, şeker hastalığına ve mide hastalığına iyi gelir. Sebze olarak “Işkın'lı Yumurta”, “Işkın'lı Kapuska” gibi çeşitli yemekleri de yapılır.  


18 Kasım 2016 Cuma

DOĞUM SONRASI DEPRESYON ....


10 anneden 8’i doğum sonrası depresyon yaşıyor!

“Annelik hüznü”, yaklaşık bir ay içinde kendiliğinden sona ererken, doğum sonrası depresyonda belirtiler daha şiddetli oluyor. 

Üsküdar Üniversitesi NP İSTANBUL Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, “annelik hüznü” olarak da bilinen lohusa sendromunun doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşandığını belirterek ilk bir ayda kendiliğinden sona erdiğini söyledi.

Lohusa sendromu ile doğum sonrası sendromunun karıştırılmaması gerektiğini belirten Prof.Dr. Dönmez şunları söyledi:

“Lohusa sendromu, doğumdan sonra kendini mutsuz, gergin, kaygılı hissetme, sık ağlama isteği, uykuya dalma güçlüğü ve iştah kaybı gibi belirtilerin eşlik ettiği durumdur. 
Genellikle doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşanır ve ilk bir ayda kendiliğinden sonlanır. Dolayısıyla herhangi bir profesyonel yardım gerektirmez. Bu süreyi aşan durumlar daha ciddi bir klinik tablo olan doğum sonrası depresyonun geliştiğini düşündürmelidir. 

Doğum sonrası depresyonda belirtiler annelik hüznüne göre daha şiddetlidir, bebeğe karşı ilgi kaybı, kendine ve/veya bebeğe zarar verme düşünceleri eşlik eder. Böyle bir durumda mutlaka acilen bir psikiyatriste başvurmak gerekir.” 
Aşırı mükemmeliyetçi anneler risk altında

Doğum yapan kadınların yüzde 80’inde lohusa sendromu görüldüğünü belirten Prof. Dr. Dönmez, “Özellikle geçmişinde depresyon öyküsü olan, stresli yaşam olayları bulunan, aile ve sosyal desteği yetersiz olan, bebeğin sağlık durumunda bir sorun olan, “zor” bir bebeğe sahip olan annelerde annelik hüznü daha sık görülür. Ayrıca mükemmeliyetçi, kaygılı, kendini aşırı eleştiren, kendine güveni az olan kişilik yapısı da lohusa sendromu gelişimi açısından risk etkenidir” diye konuştu. 

Sosyal destek çok önemli

Lohusa sendromunun atlatılmasında sosyal desteğin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, “Bu destek hem psikolojik anlamda hem de bebeğe bakım anlamında verilmelidir. Annenin kendine de kısa da olsa vakitler ayırması için imkân yaratılabilir. 
Doğum sonrası depresyon durumunda şüphe ediliyorsa mutlaka vakit kaybetmeden bir psikiyatriste başvurulmalıdır” tavsiyesinde bulundu. 


8 Kasım 2016 Salı




Zeytinin yaprağını demleyin, yağını için!

Zeytinin siyahının, yeşilinin hepsinin kahvaltı sofralarında baş tacı olduğunu belirten Dr. Fevzi Özgönül, ”Zeytinin kendisini yiyin, yağını için, yaprağını çay gibi demleyin, çekirdeğini yutun ve sindirim sisteminizi güçlü yapın.” dedi.
Zeytin, kullanım alanı o kadar geniş bir meyvedir ki ülkemizde bile özel bir kanun ile zeytin ağaçları koruma altına alınmıştır diyen Dr. Fevzi Özgönül, Siyahı, yeşili, hepsi kahvaltı sofralarımızın baş tacıdır. Tabii sadece kahvaltıda tüketmiyoruz. Zeytinin yağını da yemek yaparken de kahvaltıda da ekmeğimizi bandırarak da, hatta bardağa koyup içerek de kullanabiliriz. Zeyinyağı kullanımı bu kadarla da bitmez. Kozmetikten ilaç sanayiine kadar çok geniş bir alanda kullanımı vardır. Sabun yapılıp hem cildimizi hem de saçımızı korur, canlandırır diye konuştu.
”Zeytinin yaprağı demlenerek içilebilir”
Zeytinin meyvesi dışında ağacından yaprağına kadar çok geniş bir kullanım alanı bulunduğuna dikkat çeken Dr. Fevzi Özgönül, Körpe zeytin yaprağını aynı çay gibi demleyerek de içebilirsiniz. Nasıl badem, ceviz ve fındığı yiyor ve güçleniyorsak zeytinin çekirdeğini de yutarak mide yanmalarınızı azaltın, bağırsaklarınızı güçlendirip kabızlığınızı ortadan kaldırın. Zeytin çekirdeği yapısı bol selüloz içerdiği için serttir, çiğnenerek yenilmez fakat bu selülözik maddeyi , sindirim enzimleri ve mide asidi kolaylıkla eriterek içerdiği çok değerli ve bir zeytin ağacının gücünü barındıran özünü ortaya çıkarabilir.

Zeytin çekirdeği yutmanın faydaları


”Zeytin çekirdeği mide yanmalarını azaltıyor”
Zeytin çekirdeğinin sahip olduğu bu öz, mide yanması olan kişilerde mide iç yüzeyini güçlendirerek yanmalarını azaltır, bağırsağın güçlenmesini sağlayarakkabızlık probleminde yardımcıdır. Sindirim sistemini konu alan bir çok rahatsızlığı da giderdiği araştırmalarda tespit edilmiştir. Sabah kahvaltı sırasında yutulan 1-2 zeytin çekirdeği, en azından selülozu eriten enzim aktivasyonunu sağlayarak sindirim sistemini güçlendirecek ve böylece selüloz içeren bir çok yiyeceğin de sindirimini kolaylaştıracaktır. dedi.
HAFTADA 3-4 GÜN 2-3 ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ YUTUN !
Dr. Fevzi Özgönül, daha sonra şunları söyledi;

Zeytin çekirdeğinin selülozik yapısını tamamıyla eriten enzimlerimiz ve mide asidimiz sayesinde zeytin çekirdeğini yutmaktan korkmayın, bağırsaklarınız tıkanmaz, zeytin çekirdeğinin sivri uçları da size zarar vermez.
Zeytin çekirdeğinin yutulması nedeni ile zarar görüldüğüne dair tıbbi bir araştırmaya ben rastlamadım.
www.yemyesilaktar.blogspot.com.trBu nedenle bende yaklaşık 3 aydır haftada 3-4 gün – 2-3 zeytin çekirdeği yutuyorum. Yuttuğum tüm zeytin çekirdeklerinin de sindirim sistemimde eridiğini hissediyorum.
kaynak;http://gaste.org/zeytin-cekirdegi-yutmanin-faydalari...



Yemyeşil Aktar
Beylikdüzü / İstanbul
Gsm: 0532 775 76 31



11 Ekim 2016 Salı

NAR KABUKLARINI SAKIN ATMAYIN !!!


Prof. Dr. Uslu, evde sıkılan narın kabuklarının asla atılmaması gerektiğini de belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım.
Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız.
Hatta çay içmekten üşenirsek, kurutulmuş ve parçalanmış nar kabuklarını, kahve çekme makinelerinde toz haline getirip, bir çay ya da kahve kaşığı tozu salata, peynir gibi gıdalarla direk olarak ta tüketebiliriz.
Özellikle şeker hastaları beta hücrelerini artıracak bu tozu tüketmeye özel çaba göstermelidir. Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunalım.”
HEMEN SİZDE PAYLAŞIN...ŞİFA OLSUN



Yemyeşil Aktar
Beylikdüzü / İstanbul










9 Ekim 2016 Pazar

ALZHEIMER TESTİ, DENEMEK İÇİN CESARETİN VAR MI?




ALZHEİMER TESTİ
1 - Aşağıda C'yi bulun. İmleç yardımı almayın.
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOCOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
2- Eğer C'yi bulduysanız, şimdi de 6'yı bulun
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999699999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
3 - Son olarak N'yi bulun, biraz daha zor gibi…
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMNMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
Bu bir şaka değildir. Üç testi de geçebildiyseniz, Nöroloğunuza yıllık ziyaretinizi iptal edebilirsiniz.
Beyniniz muhteşem çalışıyor ve Alzehimer hastalığından uzaktasınız. Tebrikler!
Öğr. Gör. Dr. Erhan Şengel
Uludağ Üniversitesi
Eğitim Fakültesi
BÖTE Bölüm
***********************************************************************************************
BİR BAŞKA GÖZ TESTİ DE AŞAĞIDA SİZİ BEKLİYOR.
ALZHEİMER GÖZ TESTİ
AŞAĞIDAKİ METİNDE BÜTÜN ' F ' HARFLERİNİ SAYINIZ...
FINISHED FILES ARE THE RE
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS...
(ŞİMDİ AŞAĞIYA BAKINIZ)
KAÇ TANE ' F ' SAYDINIZ?
3'MÜ?
HAYIR HATALI... METİNDE 6 TANE ' F ' VAR...
BU ŞAKA veya OYUN DEĞİL.
LÜTFEN YENİDEN OKUYUN!
BU OLAYIN ALTINDA YATAN GERÇEK AŞAĞIDADIR:
BEYNİMİZ 'OF' SÖZCÜĞÜNÜ SÜZEMEZ.
İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.
GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!
İLK SEFERDE 6 ' F ' BULANLAR
ÜSTÜN DİKKAT DÜZEYİNE SAHİP KİŞİLERDİR
(veya daha Önce bu testi GÖRMÜŞLERDİR!)
5 TANE ' F ' BULANLAR DİKKAT DÜZEYLERİ OLDUKÇA YÜKSEK 6 ' F ' BULANLARA ÇOK YAKIN KIMSELERDİR.
4 TANE ' F ' BULANLAR NADİR KİŞİLERDE GÖRÜLEN BİR DURUMDUR DİKKAT VE KONSANTRASYONU YÜKSEK NADİR KİŞİLERDİR.
3 TANE ' F ' BULANLAR SIRADAN NORMAL DİKKAT DÜZEYİNE SAHİP KİMSELERDİR.
3 TANEDEN AZ ' F ' BULANLAR İÇİN TESTİ DÜZENLEYENLERİN SÖYLEYECEK BIR ŞEYİ YOK!...
ZATEN ŞU ANDA NASIL BİLGİSAYAR KULLANDIKLARINA ŞAŞMAK LAZIM!
BU TESTİ LÜTFEN ARKADAŞLARINIZA GÖNDERİN veya TAVSİYE EDİN.

www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr
www.yemyesilaktar.com

Yemyeşil Aktar
Beylikdüzü / İstanbul

Gsm: 0 532 775 76 31
Tlf : 0 212 873 33 93

2 Ekim 2016 Pazar

ANTİ KANSER LİSTENİZ HAZIR MI? Lütfen bu listeyi kesip alın !!!

ANTİ KANSER LİSTENİZ HAZIR MI?

Kanserin yaygınlaştığı doğru ama doğada “kanser savaşçısı” yüzlerce bitkinin olduğu da unutulmamalı. Yeter ki biz “yeşil eczane”yi unutmayalım, yeter ki biz bu doğal mucizelerden faydalanmayı bilelim.

Özellikle taze ve ekolojik/doğal sebze ve meyvelerin çoğu neredeyse tıka basa “anti kanser maddeler” yüklü. Bir “Kanser savar meyve ve sebzeler” listesi yaparsanız şunları en başa yazın: Lahana, karnabahar, turp, sarımsak, soğan, pırasa, havuç, kabak, pancar/pazı/ıspanak, yer elması, balkabağı, elma, kiraz, üzüm, nar, çilek, vişne, portakal, greyfurt, mandalina, böğürtlen, yaban mersini...

Kanser savar yeteneklere sahip ot ve baharatlara gelince… Bence ilk sıraya yine zerdeçalı koyun. Sonra da hemen zencefili ve diğerlerini ekleyin: Kekik, biberiye, maydanoz, dereotu, fesleğen… Kanser savar besinler sadece sebze meyve ve baharatlarla da sınırlı değil. Sağlıklı üretilmiş –organik olması tercih sebebidir- balık, et ve yumurta da bu gruba dâhil edilebilir. Tahılları da –tam tahıl olmaları koşuluyla- listeye rahatlıkla yerleştirebilirsiniz.

Yağlara gelince… Tabiî ki ilk sırada zeytinyağı ve hemen yanına da tereyağı konulmalı. Diğer bitkisel yağlardan ve de hidrojene edilerek sertleştirilmiş yağlardan uzak durmakta fayda var. Zeytinyağı dışında keten tohumu, susam, ceviz, fındık, çörek otu ve yer fıstığı yağından da yararlanabilirsiniz ama bir şartla: Bunların hepsinin soğuk presle elde edilmesi lazım. Yani illa ki soğuk sıkım olacaklar. Anti kanser besinler listesine yeşil çay ve siyah çayı da eklemeyi unutmayın.


KESİP SAKLAYIN

İŞTE O LİSTE!

  • ZENCEFİL: Çok güçlü bir antioksidan ve iltihap önleyicidir. Taze demlenmiş zencefilin kemoterapi ya da radyoterapiye bağlı bulantıları hafifletmeye de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Zencefili rendeleyerek de sebze yemeklerine, salatalara ekleyebilirsiniz. Ama genel tavsiye küçük bir zencefil parçasını julyen usulüyle demleyip 10-15 dakika kaynar suda tutmak ve sıcak olarak içmektir.
  • ZERDEÇAL: Mükemmel bir iltihap önleyici olma yanında kanserli hücrelerle mücadelede de faydalıdır. Benim önerim toz zerdeçalı taze hazırlayıp tüketmenizdir. Mesela ½ bardak yoğurda 1-1,5 çay kaşığı zerdeçal ekleyip üzerine bir tutam karabiber ve bir çay kaşığı sızma zeytinyağı ilave ederek yiyebilirsiniz. Uzmanlar karabiber eklenmiş zerdeçalın bağırsaklardan daha iyi emildiğini söylüyor. Zeytinyağı yerine keten tohumu yağı da konulabilir. Zerdeçaldan daha düzenli faydalanmanın bir yolu da köri sosunu daha sık kullanmaktır. Köri sosunun %20-30’u zerdeçaldır (içinde karabiber, kimyon, kuş üzümü, zencefil de var).
  • NAR SUYU ve DOMATES SUYU da güçlü ve etkili kanser savaşçılarıdır. Nar suyunu ½-1/4 bardak, domates suyunu bir bardak her gün içebilirsiniz.
  • Kanser savar besinlerden bahsederken TURUNÇGİLLERİ de unutmamalıyız. Portakalın, mandalinin, greyfurtun, limonun suyundan çok kendinden faydalanın. Bizim bu konuda önemli bir eksiğimiz var o da şu: Portakal, mandalin ve limonun kabuklarından da yararlanmayı hala bilmiyoruz. Oysa özellikle mandalina kabuğu anti kanser etkili flavinoidlerin ikisinden –tanjeritin ve nobiletin- bol miktarda içeriyor. Onun için salatalarınıza, yoğurdunuza (iyice yıkadıktan sonra) rendelenmiş mandalina, portakal, limon kabuğu eklemeyi de düşünün.
  • Anti kanser yiyecekler listesine probiyotik zengini doğal YOĞURTları, KEFİRi de eklemeyi unutmayın. Ayrıca bağırsağınızdaki probiyotik bakterilerin çoğalmasını teşvik eden “prebiyotik yiyeceklerden” de daha sık faydalanın: Soğan, sarımsak, domates, lahana turşusu, boza…
  • Kanser savaşçısı yiyecekler listesinde MAYDANOZA da yer açın. Salatalarınızda, çorbalarınızda, zeytinyağlılarınızda olabildiğince sık maydanoz kullanın. Fırsat bulursanız taze hazırlanmış maydanoz suyu da içmeyi ihmal etmeyin.
  • Nar, ahududu ve çilekte (hatta fındık ve cevizde) bol bulunan ELAJİK ASİT müthiş bir polifenoldür. Hücreleri toksinlerden arındırdığı, kanserojen maddelerin etkisini hafiflettiği ve toksinlerin DNA ile etkileşime girip yaşamı tehdit edebilecek genetik mutasyonlara girmesini engellediğini gösteren bulgular var.
  • Mevsimi geçti ama belki hala bulabilirsiniz: Yaban üzümü, elderberry, kiraz, çilek, vişne gibi meyvelerde bol bulunan GLUKARİK ASİT de şaşırtıcı derecede etkili bir toksin arındırıcı. Ayrıca bu yiyeceklerin hepsinde bulunan antosiyanidin ve proantisiyanidinlerin kanserli hücreleri intihara zorladığını gösteren güvenilir bilimsel çalışmalara sahibiz. Antosiyanidinler bakımından zengin iki yiyeceği daha not ediniz: Tarçın ve bitter çikolata.
  • Yüzde yetmişin üzerinde kakao içeren çikolatalar BİTTER ÇİKOLATA olarak kabul edilir ve bunların sağlığa zararı değil, faydası oldukları bilinir, özellikle de anti kanser ve anti aging güçleri kabul edilir. Çünkü bitter çikolata tam bir polifenol deposudur. 25 gramlık küçük bir bitter çikolata parçasında bir kadeh kırmızı şaraptakinden iki kat fazla ve bir fincan yeşil çaydakine eş değer polifenol bulunur. Akşam televizyon seyrederken ya da öğleden sonra ofisinizde mola verdiğinizde 20-25 gramlık bir bitter çikolata parçasını bir bardak şekersiz yeşil veya siyah çayla afiyetle yiyebilirsiniz. Yine bir not: Sütlü çikolatadan kaçının çünkü çikolatanın sütle karıştırılması içindeki yararlı güçleri azaltıyor.
  • LAHANA, KARNABAHAR ve TURP da, soğan, sarımsak, pırasa da son derece güçlü anti kanser sebzeler. Bunlardan da faydalanmanızı tavsiye ederim.
  • Kanadalı ünlü uzman Richard Beliveau’nun araştırmalarına göre MAYDANOZ ve KEREVİZde bol miktarda bulunan APİGENİN maddesi tümörlerin büyümesi için gerekli kan damarlarının oluşumunu engellemekte oldukça etkili. Yine aynı uzmana göre nane, kekik, mercanköşk, fesleğen, biberiye grubundaki baharatların hemen tamamı içlerindeki “TERPENLER”, özellikle de “KARNOSOL” sayesinde kanser savar sisteme yardımcı olabiliyorlar.

(*) David Servan- Schreıbhr/Anti Cancer/ 2007’den faydalanılmıştır: Söz konusu kitap “Anti kanser/Yeni Bir Yaşam Tarzı” adıyla Varlık Yayınları tarafından Türkçeye çevrilmiştir. 
********************************************************************************************************
Beylikdüzü / İstanbul                              www.facebook.com/yemyesilaktar
                                                              www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr 
                                                                    

29 Eylül 2016 Perşembe

AĞRI KESİCİLERE DİKKAT !!!

                                                                             
 

İngiliz tıp dergisi British Medical Journal'ın 4 ülkede 10 milyon kullanıcı üzerindeki araştırması, yaygın kullanılan bazı ağrı kesicilerin 65 yaş üstü kişilerde kalp yetmezliği riskini artırabileceğini ortaya koydu. 

Araştırma sonuçları özellikle hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastalarının dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. 


Ağrı, ateş ve iltihabı azaltıcı etkilere sahip olan nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar grubundaki bazı ağrı kesicilerin etkilerinin incelendiği araştırmaya, İngiltere, Hollanda, İtalya ve Almanya'dan yaş ortalaması 77 olan ve düzenli olarak bu ilaçları kullanan kişiler katıldı.
Araştırmayı yürüten İtalya'daki Milan- Bicocca Üniversitesi'ndeki bilim insanları, bu ilaçların kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye kaldırılma riskini artırabileceğini buldu. BBC'nin haberine göre, 2 hafta içinde bu tür ilaçları almış olan hastaların, almamış olanlara kıyasla, kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye kaldırılma riskinin yüzde 20 daha fazla olduğu ortaya çıktı.
Ancak araştırmacılar, ağrı kesici kullananların genel olarak daha az sağlıklı kişiler olduğuna dikkat çekti ve ilaçların 65 yaş altı kişileri etkilediğine dair bir bulgu elde etmediklerini belirtti.
'Temkinli kullanın'
İngiliz Kalp Vakfı (BHF), bu tür ilaçların düşük dozda ve mümkün oldukça kısa süreli olarak kullanılması ve doktorların bu ilaçları daha dikkatli yazması gerektiğine dikkat çekiyor.
BHF'den Profesör Peter Weissberg "Bu ilaçların kalp yetmezliği riskini artırdığı ve temkinli bir şekilde kullanılması gerektiği uzun zamandır biliniyordu" diyor.
Ancak uzmanlar araştırma sonuçlarının bu tür ilaçları her gün alanlar için geçerli olduğunu, "gerektikçe alanlar" için büyük bir risk olmadığını vurguluyor.
Ibuprofen, Naproxen ve Diclofenac gibi nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar ağrı kesici ve iltihap tedavisinde yaygın olarak kullanılıyor.
Araştırmacılar diclofenac, etoricoxib, indomethacin, piroxicam ve rofecoxib içeren ilaçların çok yüksek dozlarda kullanılmasının, riski iki katına kadar çıkarabileceğini belirtiyor.
İngiltere'de kardiyovasküler hastalıklar uzmanı Helen Williams, özellikle hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastalarının dikkatli olması gerektiğini söylüyor ve "İlaçlar bu hastalarda riski biraz daha artırabilir" dedi. 
Yaşlı hastaların risk grubundan olduğunu belirten Willims, ilaçları düzenli olarak alan gençlerin de dikkati olması gerektiğine dikkat çekti. 

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İstanbul                   www.facebook.com/yemyesilaktar 
                                                      www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr 
                                                              www.yemyesilaktar.com

25 Eylül 2016 Pazar

INTOLERANS ( Gıda Alerjisi ) TESTİ, KOCAMAN BİR YALAN -2- !!!!

23 Ağustos '11

KategoriBeslenme / Diyet



Gıda Duyarlılık Testleri aldatmacası

 Besin alerjisi çocuklarda yaklaşık %4 yetişkinlerde ise % 1 görülen bazı besinlere karşı çok hafifinden anafilaksi gibi hayatı tehdit eder hale gelebilen alerjik reaksiyonlardır. 
Bütün Tıbbi Laboratuvarlarda dünyada kabul görmüş Spesifik IgE testleri ile ya da deri (prick) testleri yapılarak hangi besinlerin alerji yapıp yapmadığı anlaşılır. 
Besin intoleransı ise yenilen besinlerin barsakta parçalanmasında ya da emilmesinde güçlüğe neden olan enzim eksikliği, taşıyıcı faktörlerdeki kusurlar vb.. bağlı rahatsızlıklardır. 
Barsakta parçalanamayan besinler şişkinlik, ağrı, ishal gibi durumlara neden olur. 
Karbohidrat intoleransı (Laktoz, fruktoz, sorbitol), Çölyak hastalığı (tahılların parçalanamaması), favaizm (bakla yenilememesi) bu tür rahatsızlara örnektir. 
IgA antikorları tabiatında bazı testler ile bu hastalıkların tanısı da kolayca konulabilir. Besin duyarlılık testi olarak adlandırılan test grubu yukarıda anlatılan iki grubu da içerir gibi görünürken yapılan iş tamamen farklıdır. 
Çoğu kişide yemeklerden sonra görülen gaz, şişkinlik gibi doğal cevapları besin alerjisi ya da "gıda intoleransı" gibi değerlendirilip lüzumsuz, faydasız analizlere başvuruluyor. Bu testleri ne üniversite hastanelerinin alerji klinikleri, ne de serbest çalışan alerji uzmanları henüz onaylamıyor. 
Biyokimya uzmanları ve alerji uzmanları bu testleri "yanıltıcı testler" olarak tanımlıyor. 
Yurttaşlarımız insan sağlığı laboratuarı olarak tescil edilip edilmediğini bilmedikleri bir takım adreslere doğrudan ya da Türkiye’deki aracıları ile kanlarını gönderiyor ve sonuçta onlara yüzlerce gıda için yapıldığını söyledikleri bir rapor geliyor ve bu raporda birçok besine spesifik IgG4 veya IgG antikorları bakarak yenmemesi gerekenler listesi oluşturulmaktadır. IgG4 ler koruyucu antikorlardır, tam tersi olarak bu besinleri rahatlıkla yiyebilirsiniz. Zaten yapılan birçok çalışma da bu hipotezi doğrulamamaktadır. 
Avrupa ve Amerika’daki bilinen alerji laboratuvarları ortak bir çalışma yayınlayarak bu testlerin güvenilir olmadığını bildirmişlerdir (1). 
Ayrıca Sheryl B. Miller’e ait bir çalışmada aynı kan örneği bu tür testleri yapan birkaç merkeze yollanmış ve laboratuarlardan birinde 100 gıdadan 76’sı pozitif çıkarken aynı hastanın kanında bir diğer laboratuarda 100 gıdadan 29’u pozitif bulunmuştur. Bu da testin standardize edilmediği ve tekrarlanılamayan sonuçlar verdiğini kanıtlamaktadır (2) 

1.Testing for IG4 against foods is not recommended as a diagnostic tool. Allergy 2008: 63: 793-796 
2.Bastyr University 14500 Juanita Drive NE Bothell, Washington 98011-4995 USA, http://www.bastyr.edu 

KAYNAK: http://blog.milliyet.com.tr/gida-duyarlilik-testleri-aldatmacasi/Blog/?BlogNo=322582                                              

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüz / İstanbul 
Tlf.     : 0 212 873 33 93 
Gsm  : 0 532 775 76 31       www.facebook.com/yemyesilaktar 
                                            www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr 
                                                    www.yemyesilaktar.com