Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

24 Eylül 2016 Cumartesi

SÜT İÇMEYİN, İÇİRMEYİN !!!



Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof.Ahmet Aydın aileleri uyarıyor.


Süt ürünleri dediniz. Ya süt? İçmeyecek miyiz?

Hayır. Süt ürünlerini tüketeceksiniz. Peynir, yoğurt, kefir... Peynir, beyaz peynirse klasik ezine peyniri olacak, kaşarsa Kars ya da Trakya’nın tekerlek peyniri olacak. Ya da tulum peyniri.

- Ne kadar yiyebiliriz?

Peynirde sınır yok. İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz.


*****


Günde 5 yumurta bile yiyebilirsiniz, zararı yok

- Bazı diyetisyenler peynir için zararlı diyorlar...

İstediğiniz kadar peynir, istediğiniz kadar yumurta yiyebilirsiniz...

Yumurtayı da istediğimiz kadar yiyebilir miyiz? Bir zararı olmaz mı?

İsterseniz 5 tane bile yiyebilirsiniz. Ama yiyemezsiniz ki! Bir de ağız tadınıza bakacaksınız. Yani biz demiyoruz ki, her gün illa 5 tane yiyin. Canınız istiyorsa, yiyebiliyorsanız yiyin ama ertesi gün isteseniz de 5 tane yiyemezsiniz... Ama 5 tane de yemenizin bir zararı yoktur. Bakın, o yumurtadan 21 gün sonra bir civciv çıkıyor. Yumurtanın neresi kötü olacak? Tam tersine faydası var. Olağanüstü bir besin. Tam bir yiyecek. Hele de bu özgür dolaşan bir tavuğun yumurtasıysa, börtü böcek yiyorsa o tavuk. Ama börtü böcek yemiyorsa onun yumurtasının yerini tutmaz. O yumurtadan kolay kolay civciv de çıkmaz zaten. Çünkü Omega 3’ü falan yeteri kadar alamıyordur. Ben her sabah mutlaka tereyağına iki yumurta kırıyorum. Ama yüksek değil kısık ateşte pişiriyorum. Hem gün içinde çok tok tutuyor, hem de çok besleyici...

Peki hocam neden süt içmeyin diyorsunuz?

Bir kere hangi sütü içeceksiniz? Bırakın kutu sütünü, sütü mandradan alsanız bile kaynatıyorsunuz, birçok özelliğini kaybediyor o süt, enzimleri kayboluyor... Bu yüzden bu sütü alıp ne yapacaksınız? Yoğurt haline getireceksiniz. Aslında bizim geleneğimizde de süt içmek yoktur. Yoğurt, peynir yenir. Tabii şu anda peyniri rahat bulabiliyorsunuz da, doğal yoğurt bulmak çok zor. Marketten aldığınız hiçbir yoğurt ekşimiyor. Ekşimeyen, sulanmayan yoğurdu yemeyeceksiniz. Çünkü içinde faydalı enzimleri yok. En güzeli kendiniz yapacaksınız. Bunun için de sütü ya mandradan almalısınız ya da günlük olanını kullanmalısınız. Yoğurt gibi kefir de yapabilirsiniz. Hatta kefir yoğurda göre bir gömlek daha üsttedir. Kefir de yoğurt da ikisi de mayalandıkça, ekşidikçe değerleri artıyor. İçlerinde bir yığın faydalı mikrop oluşuyor. Faydalı mikroplar insanı başta alerji ve astım olmak üzere birçok kronik hastalığa karşı koruyor. İçindeki enzimler sindirimi kolaylaştırıyor. Bu arada mutlaka Omega 3 takviyesi alınsın istiyoruz, her gün en az 2 gram kadar balıkyağı kapsülü alınmalı. Dün de belirttiğim gibi hem kandaki Omega 3’ü artırır hem de kanı sulandırır! Tabii bu arada mutlaka zeytinyağı, tereyağı ve hayvansal yağlar dışındaki diğer yağları da azaltmak gerekiyor. Ayçiçek yağı, mısır yağı, margarin gibi yağların diyetten çıkartılması gerekiyor. Pilavı makarnayı elbette önermiyoruz ancak bulgura biraz izin var. Karatay Hoca da karşı çıkmıyor bulgura. Tereyağlı bulgur içine domatesi katarsanız çok lezzetli ve sağlıklı bir yiyecek olur.


*****


Baklagilleri iki gün suda bekletin

- Hocam ben süt konusuna takılıp kaldım. Süt içmenin bir zararı var mı?
Var tabii. Bir numaralı alerjen süttür.

- Siz çocuklara kaç yaşından sonra süt önermiyorsunuz?

Ben anne sütü dışında süt verilsin istemiyorum, süt ürünleri verilsin diyorum. Yani yoğurt, peynir, kefir... Ek gıdalara başlar başlamaz hemen. Zaten kefire alıştığı zaman tatlı şey de istemiyor çocuklar...

Benim çevremde insanlar zorla süt içiriyorlar...
Kesinlikle yanlış. Bir kere sütü sıcak işlemden geçiriyorsunuz, içindeki vitaminler, enzimler kayboluyor. Sonra bizim ırkımız süt içmeye çok uygun değil. Sütün şekerini vücudumuz zor sindiriyor. Onun için birçok çocukta süt mide bulantısı yapabilir. Tabii bir de bağırsaklarda iyice parçalanmadığı için süt bir numaralı alerjik gıdadır. En fazla alerjik olan besinler evrimde insan diyetine en son giren gıdalardır. Bunların başında bebeğin annesinin sütünü değil başka hayvanların sütünü içmesi gelir, ikincisi ise buğday glutenidir. Üçüncüsü de baklagillerdir. Bu yüzden de baklagilleri, nohutu, kuru fasulyeyi iki gün suda bekletmek gerekir. 8 saatte bir suyunu değiştirerek... Mercimeği de mutlaka suda bekletmelisiniz ama o kadar fazla değil.

Baklagilleri de konuşalım istiyorum ama bebek hiç anne sütü almıyorsa ne yapacağız peki?

6 aya kadar mecburen mama vereceksiniz... Ama sonra yoğurt ya da kefir verebilirsiniz.

Ne miktarda?

Belli bir miktarı yok. Alıştırmak için önce birkaç kaşıkla başlarsınız, sonra bir kase verebilirsiniz. Ama tabii çocuk bu arada başka ek gıdalar da alacak. Bu arada yoğurtta ya da kefirde kullanacağınız sütü mandradan alırsanız daha iyi, günlük şişe süt de olabilir. Kefiri piyasadan da alabilirsiniz eğer meyveli değilse...

Diyelim ki bebek köyde yaşıyor ve günlük süte ulaşmak mümkün. O zaman içirebilir miyiz?

Hayır. Ben anne sütü dışında süt içilmesini önermiyorum. O sütü de, keçi sütü de olsa yoğurt yapsınlar. Çünkü dediğim gibi süt bir sürü ısıl işlemden geçiyor, içindeki sindirici enzimler özelliklerini kaybediyor, vitaminler azalıyor. Halbuki siz onu mayaladığınız zaman enzimler tekrar canlanıyor, yeni enzimler, sindirici enzimler oluşuyor. Günümüzde o kadar çok alerjik çocuk var ki, daha sonra astım ya da ottoümmin hastalıklara yakalanabiliyorlar. En büyük sebeplerden biri de süt.

Siz kutu sütleri hiç önermiyorsunuz.

Evet. Çok yüksek ısıl işlemden geçiyorlar, süt molekülleri tahrip oluyor, sütün bütün molekül yapısı değişiyor, süt süt olmaktan çıkıyor ve en büyük alerjen oluyor.

Peki ama süt içmezseniz osteoporoz riskiniz artıyor deniyor?
En fazla süt içilen ülke Amerika’dır. En fazla osteoporoz de beyaz Ameriklılar’da görülür. Ama zenciler ya da Latin Amerikalılar’da Kızılderililerde süt tüketimi azdır. Çünkü tıpkı Türkler gibi sindiremezler sütü ve kemik erimesi daha azdır onlarda. Sütün içinde kalsiyum yüksek ama bunun emilmesi çok büyük sorun. Bu yüzden bu görüş de yanlış. Dediğim gibi bunun için yoğurt yiyin, kefir yiyin, çok daha iyi... 

Nineleriniz dedeleriniz gibi beslenin

Hocam bu söylediklerinizi yerine getirebilmemiz için bütün okullarda seferberlik başlatılması lazım hocam.

Kim yapacak onu?


- İyi ama çocukların beslenme çantasına meyve suyu ve süt istiyorlar... Anne babalar beslenme çantalarına kolay diye marketten bisküvi, gofret alıp koyuyor... İlkokula giden çocukların hepsi benden daha şişman. O kadar hareket etmelerine rağmen...

Size bir örnek vereyim, Marmara Adası’nda bizim bir tanıdığımız öğretmenlik yaptı. Bakıyor herkes kutu süt kullanıyor. Diyor ki, “Bakın sizin burada keçileriniz var. Tamamen doğal besleniyorlar, ağılları bile yok, yaz kış serbestler, çok güzel sütleri var. Bu UHT’li kutu sütleri almayın, çünkü o sütler sağlıklı değil, sizin zaten keçileriniz var, onların sütünü için, en sağlıklı süt o.” Ama kaymakamlık da sütlerin açıkta satılmasına izin vermiyor. Diyor ki, “Ertesi gün bir baktım geniş bir beyaz afiş hazırlanmış, üzerine de ‘En sağlıklı süt ambalajlı süttür’ diye yazmışlar... Kutu sütü konusuna girdiğiniz zaman, ki ben girdim, ‘Süt savaşları’ diye, hakkımda bir sürü dava açıldı. Onun için sütçüler de, tavukçular da düşmandırlar bana...

- Tavukları yemek zaten günah bence... Bir din adamı çıkıp böyle bir açıklama yapmalı bence. Hayvancağızları, bir an önce et yapsın diye dapdaracık yerlerde, kıpırdamalarına bile izin vermeden büyütüyorlar...

Ayağı yere değmeden tencereye düşüyor tavuk, güneş yüzü görmeden. Yumurta tavuklarının da gagaları kesiliyor ki birbirlerine zarar vermesinler diye...

- Karnımız doyacak diye nasıl da işkence ediyoruz bu canlılara hocam. Buna dur diyecek birileri olmalı mutlaka...

Bu kuş gribi gündemdeyken, “Tavuklara başlatılan haçlı seferlerine hayır” diye açıklama yaptım. Tavukçular Derneği Başkanı geldi “İyi hocam da niye böyle yapıyorsunuz, biz insanlara ucuza tavuk üretiyoruz” dedi. “İyi de insanları tam tersine açlığa mahkum ediyorsunuz. Köylü 3 tane tavuğunu, 20 tane yumurtasını pazarda satıyordu, onları da yapamıyor artık. Üç tavuk 10 liradan 30 lira, 20 yumurta da 1 liradan 20 lira. O 50 lirayla, biraz Amerikan bezi, biraz un, biraz yağ alıyordu. Onunla geçiniyordu. Bir yandan da o tavuğun etini, yumurtasını yiyordu. Ama sen onun elinden tavukları aldın ne oldu birdenbire. Adamcağız İstanbul’a göç etti, iş bulamıyor” dedim.

- Eskiden tavuklar pazardan alınır, kestirilirdi çok iyi hatırlıyorum, o tavukların lezzeti de farklı olurdu... Çok daha sağlıklı olduklarını ise hepimiz biliyoruz...

Bu tavukların kesimi kuş gribinden sonra yasaklandı biliyorsunuz. Biz de kuş gribine kadar pazardan alıp kestirirdik tavuğu. Şimdi yok artık.

- Beslenme konusunda bir eskiye dönüş olması ve vicdanlı üretim yapılması lazım. Nasıl olacakbu? İnsanlara doğrular nasıl anlatılacak, onların bunu anlamaları nasıl sağlanacak?

Biz de onun için uğraşıyoruz işte. En azından ben şunu diyorum, şimdiye kadar ben bunu bilmiyordum diyemezsiniz artık, ben bunu söyledim size söyledim, bitti. “Ben bunu duymamıştım” diyemezsiniz, şimdi duydunuz, duyduysanız gereğini yapacaksınız.

Kaynak; Mine ŞENOCAKLI/ Vatan 

                                        www.yemyesilaktar.com 
                              
                                 www.facebook.com/yemyesilaktar
                             
                                www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İstanbul 

Tlf    : 0 212 873 33 93 
Gsm : 0 532 775 76 31 

SÜT İÇMEYİN, İÇİRMEYİN !!!



Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof.Ahmet Aydın aileleri uyarıyor.


Süt ürünleri dediniz. Ya süt? İçmeyecek miyiz?

Hayır. Süt ürünlerini tüketeceksiniz. Peynir, yoğurt, kefir... Peynir, beyaz peynirse klasik ezine peyniri olacak, kaşarsa Kars ya da Trakya’nın tekerlek peyniri olacak. Ya da tulum peyniri.

- Ne kadar yiyebiliriz?

Peynirde sınır yok. İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz.


*****


Günde 5 yumurta bile yiyebilirsiniz, zararı yok

- Bazı diyetisyenler peynir için zararlı diyorlar...

İstediğiniz kadar peynir, istediğiniz kadar yumurta yiyebilirsiniz...

Yumurtayı da istediğimiz kadar yiyebilir miyiz? Bir zararı olmaz mı?

İsterseniz 5 tane bile yiyebilirsiniz. Ama yiyemezsiniz ki! Bir de ağız tadınıza bakacaksınız. Yani biz demiyoruz ki, her gün illa 5 tane yiyin. Canınız istiyorsa, yiyebiliyorsanız yiyin ama ertesi gün isteseniz de 5 tane yiyemezsiniz... Ama 5 tane de yemenizin bir zararı yoktur. Bakın, o yumurtadan 21 gün sonra bir civciv çıkıyor. Yumurtanın neresi kötü olacak? Tam tersine faydası var. Olağanüstü bir besin. Tam bir yiyecek. Hele de bu özgür dolaşan bir tavuğun yumurtasıysa, börtü böcek yiyorsa o tavuk. Ama börtü böcek yemiyorsa onun yumurtasının yerini tutmaz. O yumurtadan kolay kolay civciv de çıkmaz zaten. Çünkü Omega 3’ü falan yeteri kadar alamıyordur. Ben her sabah mutlaka tereyağına iki yumurta kırıyorum. Ama yüksek değil kısık ateşte pişiriyorum. Hem gün içinde çok tok tutuyor, hem de çok besleyici...

Peki hocam neden süt içmeyin diyorsunuz?

Bir kere hangi sütü içeceksiniz? Bırakın kutu sütünü, sütü mandradan alsanız bile kaynatıyorsunuz, birçok özelliğini kaybediyor o süt, enzimleri kayboluyor... Bu yüzden bu sütü alıp ne yapacaksınız? Yoğurt haline getireceksiniz. Aslında bizim geleneğimizde de süt içmek yoktur. Yoğurt, peynir yenir. Tabii şu anda peyniri rahat bulabiliyorsunuz da, doğal yoğurt bulmak çok zor. Marketten aldığınız hiçbir yoğurt ekşimiyor. Ekşimeyen, sulanmayan yoğurdu yemeyeceksiniz. Çünkü içinde faydalı enzimleri yok. En güzeli kendiniz yapacaksınız. Bunun için de sütü ya mandradan almalısınız ya da günlük olanını kullanmalısınız. Yoğurt gibi kefir de yapabilirsiniz. Hatta kefir yoğurda göre bir gömlek daha üsttedir. Kefir de yoğurt da ikisi de mayalandıkça, ekşidikçe değerleri artıyor. İçlerinde bir yığın faydalı mikrop oluşuyor. Faydalı mikroplar insanı başta alerji ve astım olmak üzere birçok kronik hastalığa karşı koruyor. İçindeki enzimler sindirimi kolaylaştırıyor. Bu arada mutlaka Omega 3 takviyesi alınsın istiyoruz, her gün en az 2 gram kadar balıkyağı kapsülü alınmalı. Dün de belirttiğim gibi hem kandaki Omega 3’ü artırır hem de kanı sulandırır! Tabii bu arada mutlaka zeytinyağı, tereyağı ve hayvansal yağlar dışındaki diğer yağları da azaltmak gerekiyor. Ayçiçek yağı, mısır yağı, margarin gibi yağların diyetten çıkartılması gerekiyor. Pilavı makarnayı elbette önermiyoruz ancak bulgura biraz izin var. Karatay Hoca da karşı çıkmıyor bulgura. Tereyağlı bulgur içine domatesi katarsanız çok lezzetli ve sağlıklı bir yiyecek olur.


*****


Baklagilleri iki gün suda bekletin

- Hocam ben süt konusuna takılıp kaldım. Süt içmenin bir zararı var mı?
Var tabii. Bir numaralı alerjen süttür.

- Siz çocuklara kaç yaşından sonra süt önermiyorsunuz?

Ben anne sütü dışında süt verilsin istemiyorum, süt ürünleri verilsin diyorum. Yani yoğurt, peynir, kefir... Ek gıdalara başlar başlamaz hemen. Zaten kefire alıştığı zaman tatlı şey de istemiyor çocuklar...

Benim çevremde insanlar zorla süt içiriyorlar...
Kesinlikle yanlış. Bir kere sütü sıcak işlemden geçiriyorsunuz, içindeki vitaminler, enzimler kayboluyor. Sonra bizim ırkımız süt içmeye çok uygun değil. Sütün şekerini vücudumuz zor sindiriyor. Onun için birçok çocukta süt mide bulantısı yapabilir. Tabii bir de bağırsaklarda iyice parçalanmadığı için süt bir numaralı alerjik gıdadır. En fazla alerjik olan besinler evrimde insan diyetine en son giren gıdalardır. Bunların başında bebeğin annesinin sütünü değil başka hayvanların sütünü içmesi gelir, ikincisi ise buğday glutenidir. Üçüncüsü de baklagillerdir. Bu yüzden de baklagilleri, nohutu, kuru fasulyeyi iki gün suda bekletmek gerekir. 8 saatte bir suyunu değiştirerek... Mercimeği de mutlaka suda bekletmelisiniz ama o kadar fazla değil.

Baklagilleri de konuşalım istiyorum ama bebek hiç anne sütü almıyorsa ne yapacağız peki?

6 aya kadar mecburen mama vereceksiniz... Ama sonra yoğurt ya da kefir verebilirsiniz.

Ne miktarda?

Belli bir miktarı yok. Alıştırmak için önce birkaç kaşıkla başlarsınız, sonra bir kase verebilirsiniz. Ama tabii çocuk bu arada başka ek gıdalar da alacak. Bu arada yoğurtta ya da kefirde kullanacağınız sütü mandradan alırsanız daha iyi, günlük şişe süt de olabilir. Kefiri piyasadan da alabilirsiniz eğer meyveli değilse...

Diyelim ki bebek köyde yaşıyor ve günlük süte ulaşmak mümkün. O zaman içirebilir miyiz?

Hayır. Ben anne sütü dışında süt içilmesini önermiyorum. O sütü de, keçi sütü de olsa yoğurt yapsınlar. Çünkü dediğim gibi süt bir sürü ısıl işlemden geçiyor, içindeki sindirici enzimler özelliklerini kaybediyor, vitaminler azalıyor. Halbuki siz onu mayaladığınız zaman enzimler tekrar canlanıyor, yeni enzimler, sindirici enzimler oluşuyor. Günümüzde o kadar çok alerjik çocuk var ki, daha sonra astım ya da ottoümmin hastalıklara yakalanabiliyorlar. En büyük sebeplerden biri de süt.

Siz kutu sütleri hiç önermiyorsunuz.

Evet. Çok yüksek ısıl işlemden geçiyorlar, süt molekülleri tahrip oluyor, sütün bütün molekül yapısı değişiyor, süt süt olmaktan çıkıyor ve en büyük alerjen oluyor.

Peki ama süt içmezseniz osteoporoz riskiniz artıyor deniyor?
En fazla süt içilen ülke Amerika’dır. En fazla osteoporoz de beyaz Ameriklılar’da görülür. Ama zenciler ya da Latin Amerikalılar’da Kızılderililerde süt tüketimi azdır. Çünkü tıpkı Türkler gibi sindiremezler sütü ve kemik erimesi daha azdır onlarda. Sütün içinde kalsiyum yüksek ama bunun emilmesi çok büyük sorun. Bu yüzden bu görüş de yanlış. Dediğim gibi bunun için yoğurt yiyin, kefir yiyin, çok daha iyi... 

Nineleriniz dedeleriniz gibi beslenin

Hocam bu söylediklerinizi yerine getirebilmemiz için bütün okullarda seferberlik başlatılması lazım hocam.

Kim yapacak onu?


- İyi ama çocukların beslenme çantasına meyve suyu ve süt istiyorlar... Anne babalar beslenme çantalarına kolay diye marketten bisküvi, gofret alıp koyuyor... İlkokula giden çocukların hepsi benden daha şişman. O kadar hareket etmelerine rağmen...

Size bir örnek vereyim, Marmara Adası’nda bizim bir tanıdığımız öğretmenlik yaptı. Bakıyor herkes kutu süt kullanıyor. Diyor ki, “Bakın sizin burada keçileriniz var. Tamamen doğal besleniyorlar, ağılları bile yok, yaz kış serbestler, çok güzel sütleri var. Bu UHT’li kutu sütleri almayın, çünkü o sütler sağlıklı değil, sizin zaten keçileriniz var, onların sütünü için, en sağlıklı süt o.” Ama kaymakamlık da sütlerin açıkta satılmasına izin vermiyor. Diyor ki, “Ertesi gün bir baktım geniş bir beyaz afiş hazırlanmış, üzerine de ‘En sağlıklı süt ambalajlı süttür’ diye yazmışlar... Kutu sütü konusuna girdiğiniz zaman, ki ben girdim, ‘Süt savaşları’ diye, hakkımda bir sürü dava açıldı. Onun için sütçüler de, tavukçular da düşmandırlar bana...

- Tavukları yemek zaten günah bence... Bir din adamı çıkıp böyle bir açıklama yapmalı bence. Hayvancağızları, bir an önce et yapsın diye dapdaracık yerlerde, kıpırdamalarına bile izin vermeden büyütüyorlar...

Ayağı yere değmeden tencereye düşüyor tavuk, güneş yüzü görmeden. Yumurta tavuklarının da gagaları kesiliyor ki birbirlerine zarar vermesinler diye...

- Karnımız doyacak diye nasıl da işkence ediyoruz bu canlılara hocam. Buna dur diyecek birileri olmalı mutlaka...

Bu kuş gribi gündemdeyken, “Tavuklara başlatılan haçlı seferlerine hayır” diye açıklama yaptım. Tavukçular Derneği Başkanı geldi “İyi hocam da niye böyle yapıyorsunuz, biz insanlara ucuza tavuk üretiyoruz” dedi. “İyi de insanları tam tersine açlığa mahkum ediyorsunuz. Köylü 3 tane tavuğunu, 20 tane yumurtasını pazarda satıyordu, onları da yapamıyor artık. Üç tavuk 10 liradan 30 lira, 20 yumurta da 1 liradan 20 lira. O 50 lirayla, biraz Amerikan bezi, biraz un, biraz yağ alıyordu. Onunla geçiniyordu. Bir yandan da o tavuğun etini, yumurtasını yiyordu. Ama sen onun elinden tavukları aldın ne oldu birdenbire. Adamcağız İstanbul’a göç etti, iş bulamıyor” dedim.

- Eskiden tavuklar pazardan alınır, kestirilirdi çok iyi hatırlıyorum, o tavukların lezzeti de farklı olurdu... Çok daha sağlıklı olduklarını ise hepimiz biliyoruz...

Bu tavukların kesimi kuş gribinden sonra yasaklandı biliyorsunuz. Biz de kuş gribine kadar pazardan alıp kestirirdik tavuğu. Şimdi yok artık.

- Beslenme konusunda bir eskiye dönüş olması ve vicdanlı üretim yapılması lazım. Nasıl olacakbu? İnsanlara doğrular nasıl anlatılacak, onların bunu anlamaları nasıl sağlanacak?

Biz de onun için uğraşıyoruz işte. En azından ben şunu diyorum, şimdiye kadar ben bunu bilmiyordum diyemezsiniz artık, ben bunu söyledim size söyledim, bitti. “Ben bunu duymamıştım” diyemezsiniz, şimdi duydunuz, duyduysanız gereğini yapacaksınız.

Kaynak; Mine ŞENOCAKLI/ Vatan 

                                        www.yemyesilaktar.com 
                              
                                 www.facebook.com/yemyesilaktar
                             
                                www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İstanbul 

Tlf    : 0 212 873 33 93 
Gsm : 0 532 775 76 31 

KEFİR.....



GENÇLİK İXİRİ   KEFİR !!!!!!



Kefir, kefir danelerinin süt içinde mayalanmasıyla meydana gelen bir süt ürünüdür.
Anavatanı Kafkasya’dır.
Özellikle Kafkasya’da ort...alama insan ömrünün 110-130 yıllara kadar ulaştığı görülünce bu içeceğe ‘'gençlik ixiri''
denmiştir.

Kafkasya’da su yerine kefir içilmektedir.

Bu bölgede kanser tüberküloz ve hazımsızlık şikâyetlerine rastlanmamasının nedeni yine kefir’dir.

Kefirin keskin asit tadı ve mayamsı lezzeti, fermentasyon esnasında mayaların ürettiği CO2’den kaynaklanmaktadır.
- Kalsiyum,
- Fosfor,
- Folik asit
- B1,B2,...........B11,B12 kısaca Tüm B grubu vitaminler
bakımından oldukça zengindir.

Sütten yapıldığı için sütün bütün besleyici özelliklerine sahiptir. 

Fermente aşamasında mikroorganizmalar süt proteinini ve süt şekerini parçaladıkları için sindirimi süte göre daha kolaydır.

Özellikle süt içtikten sonra karın ağrısı, ishal gibi belirti görülen bireylerde kefir daha yararlı etki göstermektedir.

Yararlı etkileri:
- İştahsızlık, uykusuzluk yaşayanlarda bu sorunları azalttığı görülmüştür.
- Mide, bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıklarında yararlı etkiler görülmektedir.
- Bağırsaktaki yararlı bakterileri artırıp, bağırsak şikâyetlerini azaltır.
- Kolesterol düşürücü etki gösterir.
- Yaşlanma belirtilerini azaltır.

Kefir nasıl yapılır?
Kaynattığınız sütü ( KUTU UHT SÜT İÇİN KAYNATMAK GEREKMEZ ) 25 dereceye kadar soğuttuktan sonra 1 parça kefir danesi ekleyin ve iyice karıştırın.
Kabın metal olmamasına dikkat edin. Tercihen cam kap kullanmanızda fayda vardır.

Metal olmayan, Plastik veya Tahta bir kaşık kullanabilirsiniz..

Yoğurt mayalar gibi üzerini bir örtüyle örtün veya sıcak bir ortamda (24-26 Derce ) kalmasına özen gösterin.

1 veya 2 gün bekledikten sonra içindeki daneleri Tel-metal olmayan bir süzgeç yardımıyla süzün ve için.

Eğer ekşi kefir seviyorsanız mayalanma süresini 48 saate çıkarın. Tatlı kefir tadı isterseniz de mayalanmayı maksimum 24 saat olacak şekilde ayarlayın.

                                                 www.facebook.com/yemyesilaktar
                                                      www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

YEMYEŞİL AKTAR
Beylikdüzü / İSTANBUL
0 532 775 76 31

23 Eylül 2016 Cuma

AZ TUZLU DİYETLER FAYDADAN ÇOK ZARAR MI VERİYOR?

                                                        www.facebook.com/yemyesilaktar

Eski zamanlarda tuzun değeri ağırlığınca altınla ölçülüyordu. Sonra 1970'lerden başlayarak tuz beslenme açısından büyük suçlu haline geldi ve tamamen bırakmamız önerildi. Ancak son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, çok az tuzun çok fazla tuzdan daha tehlikeli olduğunu belirledi.
O zaman bunlardan hangisi doğru? Tuz çok değerli bir besin kaynağı mı beyaz zehir mi? Bunu cevabı çok da tatmin edici olmayacak, her ikisi de biraz doğru. Bu sorunun cevabı, hangi tür tuzu aldığınıza, ne kadar aldığınıza ve sodyumun kötü geldiği bir sağlık sorununuz olup olmadığına göre değişir.
Yaşamak için tuza ihtiyacımız olduğu tereddüt götürmez. Tuz, besinlerin hücrelere taşınması, vücudun pH dengesinin korunması, sinir sistemi iletileri ve kan basıncının düzenlenmesi gibi çeşitli fizyolojik işlevler açısından yaşamsaldır. Ancak birçok çalışma, çok fazla tuzun yüksek kan basıncı gibi bazı sağlık sorunları açısından iyi olmadığını gösterdi.

Bu konuya tüm açılardan yaklaşılacak olursa öncelikle tüm tuzların aynı olmadığını belirtmek gerekir. En yaygın olarak kullanılan tuzlar rafine tuzlardır. Bunlar ısı ve kimyasallar kullanılarak saf sodyum klorüre dönüştürülmüştür. Ayrıca nemini alarak topaklanmasını önleyen kimyasallar da katılır. Çoğu zaman iyot da eklenir çünkü bu elementi pek çok kişi beslenme yoluyla alamıyor.
Rafine olmamış tuz, tam tersine, işlenmemiştir ve yaklaşık 80 kadar mineral ve diğer elementler içerir. Rafine tuzun aksine renklidir, çoğunlukla gri veya pembedir ve rafine olandan daha pahalıdır.
"Salt Your Way To Health" (Sağlığa Doğru Yolunu Tuzla) kitabının yazarı Dr. David Brownstein "İnsanlar zaman içinde doğal ve rafine olmamış tuz kullanarak evrildiler." diyor ve ekliyor: "Vücudumuzdaki enzimler ve hormonlar tuzu doğal şekliyle, rafine olmamış haliyle kullanacak biçimde yapılanmıştır. Tuzu rafine olarak kullanmanın sonuçları bağışıklık sisteminin zayıflaması, kronik hastalıkların başlaması ve ilerlemesi ile asiditenin artmasıdır."
Sertifikalı aile hekimi ve West Bloomfield, Michigan Holistik Tıp Merkezi Direktörü olan Dr. Brownstein çoğu kişide tuz azlığı görüldüğünü belirterek günde en az 2.400 mg rafine olmamış tuz alınmasını tavsiye ediyor.
Tuz üzerine çalışmalar yapılmaya devam ediliyor. Geçen yıl prestijli tıp dergisi New England Journal of Medicine'de yayınlanan bir araştırmaya göre devletin önerdiği miktarda tuz tüketmeye dikkat edenlerin aslında kalp sorunlarının daha fazla olduğu belirlenmiş. Giderek artan sayıda ana akım tıp uzmanı da tuz ile yüksek tansiyon ilişkisini artık daha fazla sorguluyorlar.
Özet çeviri: Nurçin Çağlar
Sağlıklı Yaşıyoruz
Kaynak: 

Çevirenin notu: Biz bu bilgileri zaten biliyorduk, Canan hocamız çok güzel öğretti bu konuyu. Karatay ilkeleriyle yaşayanlar rafine tuzlara el sürmez, yalnızca kaya tuzu kullanır. Ancak hocamızın söylediklerine itibar etmeyenler belki bu yabancı kaynaklara itibar ederler diye tercüme ettim.

                                       www.facebook.com/saglikliyasiyoruzcom

D VİTAMİNİNİN 20 ng/ml'NİN ALTINDA OLMASI ÖLÜM ORANINI ARTTIRIYOR !!!


D VİTAMİNİNİN 20 ng/ml'NİN ALTINDA OLMASI ÖLÜM ORANINI ARTTIRIYOR

Yakın zamanda yapılan kapsamlı bir çalışma, 

D vitamininin 20 ng/ml düzeyinin altında olmasının ölüm oranını 2.37 arttırdığını gösterdi.

Araştırmacılar bu bağlantının D vitamini eksikliğinin, kemik sağlığının bozulması, kardiyovasküler hastalıklar ve kanser gibi hastalıklara yol açmasından kaynaklandığını düşünüyorlar.


Çeviri: Nurçin Çağlar


http://www.facebook.com/saglikliyasiyoruzcom

Kaynak: http://www.vitamindcouncil.org/vitamin-d-news/vitamin-d-deficiency-associated-with-all-cause-mortality/?mc_cid=4a94f39254&mc_eid=06304b5c69

20 Eylül 2016 Salı

BİR KADINA TEKME ATMAK....


BAKANLIK BU 38 ÜRÜNÜ YASAKLADI !!!


NİHAYET BAKANLIK BU 
38 ÜRÜNÜN BULUNDURULMASINI VE SATIŞINI 
TÜM ''AKTARLARA'' YASAKLADI  ...

Şifa arayan vatandaşın hastane ve eczaneden sonra sık sık gittiği aktarlarda satılan bazı ürünlere yasak geldi. Habertürk'te Lütfi Erdoğan imzası ile yeralan habere göre,

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), aktarlarda satılan 38 ürünü “tehlikeli” olduğu gerekçesiyle yasak kapsamına aldı.

Bakanlık, daha önce genelge yayımlayarak aktar vitrinlerine, ürünlerin kullanılışına ilişkin etiket, ilan ve benzeri yazılar asılmasını yasaklamıştı.

“Adasoğanı diz ağrısına, güzelavratotu baş ağrısına, nane gribe, adaçayı nezleye iyi gelir” gibi ifadelerin kullanılmasına da yasak getirilmiş, aktarlarda bitkisel karışım yapılmasının da önüne geçilmişti.

ÖLÜME BİLE GÖTÜRÜYOR

Yasaklanan 38 ürün arasında iltihaplı bölgeleri iyileştirdiği iddia edilen adasoğanı, ağrı kesici özelliği olduğu belirtilen güzelavratotu ve romatizma ağrılarını durdurduğu ifade edilen hintyağı da yer aldı.

Bu ürünlerin bilinçsiz kullanımı sonrasında damar tıkanmasına, zehirlenmeye ve hatta ölüme yol açtığı vurgulandı.

İŞTE SATILMASI MAHZURLU VE TEHLİKELİ OLAN O MADDELER:

1. Bulbus scillae (Adasoğanı) ve preparatları
2. Cantharide (Kantarit, Kuduz Böceği) ve prep.

3. Creosotum (Katran ruhu, Kreozot)
4. Flos Cinae (Horasani, S.Contra) ve prep.

5. Flos Pyrethri (Pire Otu) ve prep.
6. Folia Belladonnae (Güzel avrat otu) ve prep.

7. F. Digitalis (Digitalis, Yüksük otu) ve prep.
8. F. Hyoscyami (Banotu) ve prep.

9. F. Jaborandi (Jaborandi yaprağı) ve prep.
10. Folia Stramonii, Flores Stramonii (Tatula yaprak ve çiçeği) ve prep.

11. Fructus Coculi (Balık otu) ve prep.
12. Fr. Colocynthi (Ebu Cehil Karpuzu) ve prep.

14 26
13. Fr. Ecbali Elaterii (cirtatan, eşek hıyarı.), usaresi tozu ve diğer prep.
14. Fr. Papaveris (Haşhaş), şurubu ve diğer prep.

15. Cummi Guttae (Patalomba, Katalamba)
16. Herba Bel1adonnae (Güzel Avrat otu) ve prep.

17.H. Cannabis (Kenevir, Kendir), F. Cannabis ve prep
18. H. Conii (Baldıran) ve prep.

19. H.Rutae (Sedef otu), Fl. Rutae ve prep.
20. Oleum Cheropodii (Kenepod esansı) ve prep.

21. O. Ricini (Hint yağı)
22. Opium ve prep.

23. Podophyllinum (Podofilin)ve podofilotoksin ve prep.
24. Radix Ipecacuanhae (Altın kökü) ve prep.

25. R. Pyrethri (Pire Otu) ve prep.
26. Rhizoma Pilicis (Erkek Eğrelti otu) ve prep.

27. Rh. Hellebori (Çöpleme) ve prep.
28. Secale Cornutum (Çavdar mahmuzu) ve prep.

29. Semen Calabar (Kalabar baklası) Ve prep.
30. S. Colchici (Çiğdem) ve prep.

31. S. Crotonis (Kroton tohumu), o.Crotonis (Yağı, Habb el milük yağı)
32. S. Ricini (Hint yağı bitkisi tohumu, Bezr-i hırva)
33. S. Sabadillae (Bit otu, papaz otu) ve prep.
34. S. Straphisagriae (Bit otu) ve prep.

35. S. Strychni (ve diğer Strychnos türlerinin tohumları-kargabüken, inyas baklası) ve prep.
36. Summitates Sabinae (Kara ardıç) ve prep.

37. Tubera Aconiti (Kurtbogan) ve prep.
38. Radix Mandragorae (Adam-Adem otu) ve prep.

                     www.facebook.com/yemyesilaktar 
                    www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr

Yemyeşil Aktar 
Beylikdüzü / İstanbul 

Tlf     : 02128733393 
Gsm  : 05327757631