Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

6 Mart 2016 Pazar

''SİNAMEKİ'' HİÇ DE MASUM DEĞİL !!!


YEMYEŞİL AKTAR'ın fotoğrafı.
- Uzun süreli kullanımında bağırsak yüzeyinde ''villus'' denilen sindirime yardımcı dokuda tahribata yol açar.
...
- Bağırsak tembelliğine yol açabilir.
- Kolit ve spastik Kabızlık durumunda kullanımı uygun değildir.
- İlaçların emilimini olumsuz yönde etkileyebilir.
- Sinamekinin fazla şekilde kullanılması potasyumu azaltarak kalp kaslarını olumsuz yönde etkileyebilir
- Sinameki bitkisi düşük yapma riski içerdiğinden hamilelikte sinameki kullanılmamalıdır.
- Sinameki Zayıflama çaylarının içerisinde de yer alır. Bu yüzden bu tür çay karışımlarını içmeden önce içinde hangi bitkilerin bulunduğunu kontrol ediniz.
Görüldüğü üzere sinameki otu rastgele kullanılacak bir bitki değildir Doktor veya bir Uzman tavsiyesi ile alınması gereken bir bitkidir.  


www.yemyesilaktar.com
www.yemyesilaktar.blogspot.com.tr 
www.facebook.comŞENER TEZEL

SİNÜS TIKANIKLIĞINA BİTKİSEL ÇAY......




Sinüs tıkanıklığı ve boğaz ağrısı gibi rahatsızlıklarda ilk başvurulan çözümlerden biri bitkisel çaylardır. 

Burun içi ve çevresindeki sinüs boşluklarının nefes alıp vermeyi zorlaştıracak kadar tıkanması günlük yaşamı olduğu kadar uykuyu da olumsuz etkilemektedir. 
Bu tıkanıklığı azaltmak ve solunum yollarını açmak için bitki çayı hazırlayarak buharını soluyabilirsiniz. 
Eğer sinüs tıkanıklığı boğaz ağrısı ile birlikte yaşanıyorsa bitki çayı boğazınızı da yumuşatacaktır. 
Aşağı yukarı her bitki çayının buharı sinüs tıkanıklığına iyi gelir ancak soğuk algınlığı belirtilerini hafifletmek için özellikle okaliptüs, nane, adaçayı, böğürtlen ve papatya çayı içmenizi tavsiye ederim.
Bu bitkileri çay olarak içmek istemiyorsanız bir tencereye 4-5 bardak su koyup kaynatın ve başta nane, okaliptüs ve adaçayı olmak üzere dilediğiniz bitkiden bir tutam atın. Tencereyi ateşten alarak bitkiyle karışan su buharını solumak sinüsleri 5-10 dakika gibi kısa bir sürede açacaktır. Daha etkili bir tedavi için başınıza havlu koyup tencereyle burnunuz arasındaki buharın daha yoğun olmasını sağlayabilirsiniz.
Bitkilerle çay hazırlamak içinse kaynamış suya atıp 5-10 dakika demlenmesini beklemeniz yeterli olacaktır. Dilerseniz C vitamini içeriği ile soğuk algınlığına iyi gelen limonla veya boğaz ağrılarının hafiflemesine yardımcı olacak balla tatlandırabilirsiniz.


www.yemyesilaktar.com
www.facebook.com/ŞENER TEZEL
www.yemyesilaktarblogspot.com.tr

















VÜCUDUMUZU TANIYALIM !!!




A GRUBU KAN
Faydalı olan yiyecekler.
•Balık
•Zeytinyağı
•Yer fıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, badem, hardal (sirkesiz), kedi otu, ginseng, kuşburnu, papatya, kahve, yeşil çay, keten tohumu, kimyon, kekik, biberiye,
•Börülce fasulye, her türlü mercimek, soya ve ürünleri (doğal, genetiği değiştirilmemiş), çavdar ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, karabuğday ürünleri ve ekmeği, eski tip buğday ürünleri ve ekmeği (amarant veya eski turk buğday)
•Enginar, karalâhana, marul, havuç, kabak, pırasa, ıspanak, pazı, beyaz lahana, brokoli, yer elması, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve bütün yeşil yapraklı sebzeler
•Kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, zencefil, pekmez, aloe vera,
•Magnezyum sülfat (İngiliz tuzu).
Zararlı olan yiyecekler:
•Her et (tavuk ve hindi hariç); karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); deniz hayvanları (kerevit, kalamar v. b. ) ve havyar
•Süt, dondurma, tereyağı; herhangi sıvı veya katı yağ (balık yağı, inek iç yağı, zeytinyağı ve keten yağı hariç), piyasa (boyanmış ve beyaz sirke veya limon asidi ile karıştırılmış) zeytinler
•Kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, buğday tip 405–550
•Patates, biberler, pul biber, domates salçası
•Portakal ve suyu
•Soda, gazoz, şarap sirkesi, früktoz, glikoz, tatlandırıcı, sakız, jelâtin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.
Yenebilenler:
•Tavuk ve hindi eti, taze yumurta
•Yoğurt, kefir, koyun keçi peyniri ve sütü, beyaz peynir, salamura peynir, eski kaşar, tulum peyniri, mozarella
•Kestane, badem, susam ve ürünleri, pirinç ve ürünleri, mısır ve çeşitleri, arpa çeşitleri, barbunya, nohut
•Turp, kırmızı pancar ve "Zararlılara girmeyen meyve, sebze ve yiyecekler.
Dikkat!
Kırmızı et, süt, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler;
transgenik tatlandırıcı, aroma, boya, nişasta, glikoz, früktoz; süt tozu,
Yumurta tozu, yağlı ve koruyucu kimyasallar içeren hazır içecek ve yiyecekler
Hazım yetersizliğine veya tam hazımsızlığa neden olabilirler. Bunlardan uzak durun!
Kabız olmamaya dikkat edin! Sıhhatli olmak isteyen büyük abdesti gelmeden yemek yemeye oturmamalıdır. (karpuz, incir, greyfurt, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir.
Kabızlık varsa: Aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp 1/4 veya 1/2 çay kaşığı her yemekten sonra su ile veya 1 çorba kaşığı öğütülmüş civanperçemi ve 1 tatlı kaşığı öğütülmüş sinameki karıştırılıp her sabah 1 tatlı kaşığı su veya bal şurubu ile içilirse bu iyi gelir.
Zencefil, kekik, mercanköşk, hardal, körri, çemen ve biberiyeyi sırayla devamlı kullanmak lazım. Onlar mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, iltihaplanma surecini durdurur, gastrit hatta H. Pylori enfeksiyonuna son verir
Karabiber, fülfül, pul biber ve sirkeyi ilaç olarak kullanabilirsiniz. Eti azaltın! Proteinlerden haftada: 1-2 defa hindi veya tavuk eti, 1-2-3 defa balık, 1-2 defa taze yumurta, 1-2 defa peynir, hemen hemen her gün kefir ve yoğurt (ev yoğurdu!), 2- 3 defa (her gün de olabilir) yeşil veya kırmızı mercimek olsun.
Yumurtayı sadece taze olarak 1-3 günlük (en fazla 7- 9 günlük) yiyebilirsiniz. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta zehirlidir, alerjendir. Yumurta tozu ve süt tozu da sizin için alerjendir. Bu ikisini içeren ürünleri ağzınıza bile almayın! Süt ürünlerini balık ile ve et ile birlikte yemeyin; karışık et (sosis, sucuk, salam gibi); nohut, mercimek, fasulyeyi yoğurt ile yemeyiniz! Hazım bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarına yol açar! Sarımsak yutmaya kendinizi alıştırın! İlk önce 3 diş, sonra 21 dişe kadar çoğaltın. Böylece yılda 1 defa 21 günlükten sarımsak kürleri yapın! İmkân var ise, bu 21 günlük kürlerde 10 gün her akşam bir baş sarımsak dövülür, 1 tatlı kaşık öğütülmüş çörekotu, 1 çay kaşık ısırgan otu tohumu ve 1/4 çay kaşığı hardal bal ile karıştırılır ve yenir (aç karnına). Ama 1- 3 diş her akşam yutmaya hiç bırakmadan devam edin. Sarımsak (ve karışımı) kansere, alerjiye, ağır enfeksiyonlara ve genetik mutasyonlara karşı vücudun direncini artırır. Yeşil sebzeyi çoğaltınız! Sizin durumunuzda havuç, çiğ ıspanak, hindiba, kereviz, maydanoz, semizotu, soğan, yeşillik, brokoli, kısaca "Faydalı olan" herhangi istediğiniz sebze - limon suyu ve zeytinyağı eklenerek -salata şeklinde her gün yemek lazım.
Havuç ve havuç suyunu, zencefil ve zencefil suyunu, hindiba ve suyunu, ısırgan ve suyunu, kereviz ve suyunu tüm hastalıklara karşı ilaç alarak kullanın! Bunlar mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini çoğaltıcı ve hazmı düzelticidir. Karpuz mevsiminde - karpuzu, enginar mevsiminde - enginarı, tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak görün! Enginarı kabukla pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardak sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, B1, pantetin, B6, B12 vitaminlerinin kaynağı çimlenmiş buğday veya arpa veya yulaf veya çavdar yılda bir defa 30 – 40 günlük kür olarak kullanın. Sizin için zararlı olan siyah çay yerine, faydalı olan yeşil çayı veya bitkisel çayları içiniz!
"Faydalı" olarak belirtilmiş yiyecekler, sizin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat ediniz.
Hazır yiyecek ve içecekleri, parfümleri evinize almayın! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.
Temizlik maddeleri ve deterjanları kullanmayın!
Deterjanların tümü GMO aromalar içerir ve GMO bazlı yağlardan üretilir.

B GRUBU KAN
Faydalı olan yiyecekler (Aynı zamanda en emniyetli ilaçlar): Koyun, kuzu, keçi, hindi, tavşan ve yabani et, alabalık, sardalye, kırmızı levrek, mezgit, morina, havyar, bey balığı, taze yumurta,Yoğurt, doğal süt, beyaz peynir, kaşar peyniri, mozarella, koyun ve keçi sütü ve peyniri, Zeytinyağı, ceviz
•İnci fasulye, yulaf ve çeşitleri, pirinç ve çeşitleri, doğal buğday ve çeşitleri, horozibiği, yulaf ve ürünleri
•Patlıcan, kereviz, kırmızı pancar, havuç, her çeşit lahana, karnıbahar, patates, her türlü biber, pul biber, karahindiba, maydanoz
•Erik, karpuz, muz, üzüm, incir, vişne, kiraz, frenküzümü
•Körri, reyhan (fesleğen), yeşil çay.
Zararlı olan yiyecekler:
•Deniz hayvanları (kabuklu ve kabuksuz), tavuk ve kaz eti,
•Dondurma, sakız
•Her türlü mercimek, nohut, rafine olmuş sıvı yağlar (zeytin ve keten yağı hariç)
•Kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yer fıstığı, susam ve ürünleri, mısır ve ürünleri, çavdar ve ürünleri, karabuğday ve ürünleri
•Enginar, piyasadaki yeşil ve siyah zeytinler, domates salçası
•Aloe vera, Hindistan cevizi,
•Karabiber, beyaz biber, tarçın,
•Jelâtin, glikoz, früktoz, mısır şurubu ve nişastası, tatlandırıcı, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.
Yenebilenler:
•Her et (tavuk ve kaz hariç), tereyağı, ara sıra kaymak
•Barbunya, beyaz fasulye, yeşil fasulye, mantar, kabak
•Kestane, badem, keten tohumu, sinameki (yaprak olarak), kekik, kimyon, keçiboynuzu, nane, anason, çay, kahve, şeker,
•‘Zararlılar’a girmeyen her meyve ve sebze bal ve sirke
Tedavi
Sabah güneş doğmadan önce uykudan kalkın ve akşam güneşin batmasına 1–2 saat kala uykuya yatmayın! Bu saatlerde uyuyanların uyku, yorgunluk ve tembelliği çoğalır. Çünkü bu saatlerde vücut, sinir sisteminin dengeli olabilmesi için gerekli olan maddeyi üretiyor. Uykuda ise bu süreç yavaşlıyor. Bu durum psikolojik ve psişik rahatsızlıklara yol açıyor.
Şekeri azaltın, tatlandırıcı ve hazır içecek ve yiyecekleri hiç kullanmayın!. Buğday (tip 405–550, durra buğdayı), çavdar ve mısırdan uzak durun! Onlar sizi hafıza kaybına, konsantrasyon bozukluğuna ve şeker hastalığına sürükler,
Süt ürünlerini balık ve et ile; fasulyeyi yoğurt ile yemeyin. Karışık et (salam, sucuk, sosis gibi) yemeyin. Hazım bozulmasına, zehirli kalıntıların oluşmasına, cilt hastalıklarına ve sara krizlerine malzeme vermeye ve karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açar!
Hemen hemen tüm "doğal" denilen vitaminler genetik mısır ve genetiği değiştirilmiş diğer ürünlerden elde edilir. Dikkatli olun!

AB GRUBU
Faydalı olan yiyecekler (Aynı zamanda en emniyetli ilaçlar) :
•Koyun ve hindi eti, kırmızı levrek, sardin, morina, bey balığı, makrel ve ton balığı, taze yumurta,
•Yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, keçi ve koyun sütü ve peyniri,
•Karabuğday ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, pirinç ürünleri ve ekmeği, yumuşak buğday (eski turk buğdayı) ürünleri ve ekmeği,
•Zeytinyağı ve ceviz yağı, ceviz, yerfıstığı, zencefil, ginseng, kuşburnu, papatya, körri, yeşil çay, kimyon, keten tohumu
•Yeşil mercimek, salatalık, karnabahar, beyaz lahana, patlıcan, kırmızı pancar, semizotu, çiğ ıspanak, karalâhana, marul, havuç, pazı, brokoli, , sarımsak, soğan, kereviz, deniz lahanası (laminarya), maydanoz ve her türlü yeşil yapraklı sebze
•İncir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, karpuz, kivi, ananas, yerelması, pekmez, magnezyum sülfat (İngiliz tuzu)
Zararlı olan yiyecekler:
•Tavuk ve her et (koyun ve hindi hariç), deniz hayvanları
•Mısır ve ürünleri, çavdar ekmeği, buğday tip 405–550 (durra) ve ürünleri, susam ve ürünleri, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş
•Börülce fasulye, ayçiçeği çekirdekleri, pul biber ve her biber, kara ve beyaz biber, domates salçası, şarap sirkesi, enginar, turp, piyasa zeytinler, her türlü sıvı yağ ve katı yağ (zeytinyağı ve ceviz yağı hariç),
•Siyah çay, kahve, Portakal ve suyu, nar ve suyu, muz, avokado, aloe vera, anason, Hindistan cevizi
•Tereyağı, dondurma, süt, Jelâtin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, früktoz, glikoz, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek
Yenebilenler:
•Havyar
•Arpa ekmeği, keten tohumu, kekik, nane, arpa ve ürünleri, Antep fıstığı, badem
•Kırmızı mercimek, beyaz fasulye, barbunya, pırasa, domates
•Kayısı, dut, kavun ve "Zararlılara girmeyen yiyecekler, meyve ve sebze
Tedavi: Dikkat! Zararlıları unut! Onlar senin için hastalıktır. Tavuk, mısır, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler, glikoz ve früktoz içeren hazır içecek ve yiyecekler senin düşmanların!
Karışık et (salam, sucuk, sosis gibi);süt ürünleri et ve balık ile; fasulyeyi yoğurt ile yeme! Hazım bozulmasına, zehirli kalıntı oluşturmasına, karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açma! Eti azalt! Proteinlerin haftada: 1- 2–3 defa hindi veya koyun eti, 1- 2–3 defa balık, 1- 2 defa tazeyumurta, 3–4 defa peynir, hemen hemen her gün yoğurt (ev yoğurdu!), 1–2 defa yeşil mercimek olsun.
Sarımsak yutmaya kendini alıştır! İlk önce 3 diş, sonra 30 dişe kadar çoğalt. Böylece yılda 1–2 defa 21 günlükten sarımsak kurları yap. Ama 1-3 diş her akşam yutmayı hiç bırakma. Yeşil sebzeyi çoğalt! Senin durumunda çiğ ıspanak, maydanoz, semizotu, soğan her gün, brokoli haftada 2–3 defa yemek lazım.
Havuç ve havuç suyu, kırmızı pancar ve kırmızı pancar suyu yıllarca kullanmak lazım. Karpuz mevsiminde karpuzu tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak gör! ‘Faydalılar’da belgelenmişler senin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiği değiştirilmemişolmasına dikkat et.
Hazır yiyecek ve içecekler, parfüm, temizleyici maddeevine alma! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.
0 GRUBU KAN
Faydalı olan yiyecekler: (aynı zamanda en emniyetli ilaçlar):
•Kırmızı et: dana, sığır, koyun, yabani (yağlı olabilir), balık,
•Zeytinyağı, keten yağı, ceviz, ceviz yağı,
•Kavrulmamış kabak çekirdeği, enginar, lahana, brokoli, hindiba, marul, çiğ ıspanak, roka, maydanoz, her türlü yeşil yapraklı sebze, pazı, turp (bilhassa karaturp), kırmızı pancar, kabak, bal kabak, soğan, sarımsak,
•Zencefil, safran, kırmızı pul biber, keçiboynuzu (tohum ile beraber) körri (zerdeçal), kimyon, kuşburnu, mercanköşk, ıhlamur, keten tohumu,
•İncir, üzüm (bilhassa kara üzüm), erik, mürdüm erik, kiraz, vişne, greyfurt ve suyu, karadut, karpuz, mango, bal (gerçek), soda (maden su), yeşil çay,
Zararlı olan yiyecekler:
•Karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); süt ve ürünleri ("Yenebilenler" hariç)
•Buğday ve ürünleri (bilhassa tip 405–550), mısır ve ürünleri
•Rafine olmuş sıvı yağlar (zeytin ve keten yağı hariç), piyasa zeytinleri, hazır turşular
•Dondurma, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yerfıstığı, kahve, siyah çay, buğday ve mısır nişastası
•Portakal, aloe vera,
•Karnabahar, ketçap, domates salçası, şarap sirkesi, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, tatlandırıcı, , glikoz, früktoz, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.
Yenebilenler:
•Tavuk, hindi ve yabani kuş eti, taze yumurta,
•Tereyağı, ara sıra kaymak, kefir, yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, tulum peyniri, koyun ve keçi peyniri, (peynirler haftada 1–3 defa olabilir)
•Susam ve ürünleri, kestane, fındık, badem ve badem yağı, çam fıstığı,
•Her çeşit lahana (bağırsaklarda gaz yapan hariç), börülce, barbunya, beyaz semiz fasulye, yeşil fasulye, patlıcan, kereviz, her meyve ve sebze (yasaklanmış olanlar hariç), doğal zeytin
•Nohut, pirinç ve ürünleri, karabuğday ve çeşitleri, çavdar ve çeşitleri, nişasta buğday (eski turk buğdayı) çeşitleri ve "Zararlılar”a girmeyen yiyecekler.
Kabızlık varsa, aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp yemekten sonra günde 1 çay kaşığı içmek iyi gelir. Sıhhatli olmak isteyen biri büyük abdesti gelmeden yemek yemeye (karpuz, incir, greyfurt, hurma, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) oturmamalıdır. Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir
Zencefil, kekik, biberiyeyi kullan! Onlar antioksidan olduğu için, mide ve bağırsakların mikroplarını normalleştirir, sindirimi kuvvetlendirir, iltihaplanma sürecini durdurur, gastrit ve ülseri iyileştirir.
Her gün meyve ye! Kışta kuru meyveyi (doğal bir şekilde kurutulmuş) ve cevizi tercih et! Kuru meyveyi su ile ıslat, kaynatma! Meyve mutlaka yemekten ayrı olarak veyahut ta yemekten önce yenmelidir. Buna mukabil sebze, yemek ile beraber tükenebileceği gibi yemekten sonra da yenmesinde bir sakınca yoktur. Unutulmaması gereken bir konu da şudur: yemekten sonra yenilen meyve hazım olamadan mayalanır, ispirto, sirke asidi, gaz oluşturarak, çeşit-çeşit hastalıklara ve ayrıca siroz hastalığına ve kan şekerinin yükselmesine sebep olur.
Meyve ve sebze kabuğu soyulmadan birkaç çekirdeğiyle yenilmelidir. Katı meyve ve sebzeler sıkılırken de mutlaka kabuğu ile sıkılmalıdır. Birkaç farklı çeşit meyve de birbiri ile karıştırılarak tüketilmemelidir. Ancak aynı cinsten olanlar (greyfurt ile limon yada vişne ile kiraz gibi), birlikte yenilebilir. Yalnız mevsiminde yenen meyve ve sebzeler hastalıkları iyileştirici özelliklere sahiptir, mevsiminin dışında üretilenler değil. Meyve ve sebzenin en iyisi en taze olanı ve en yakın bahçe veya tarladan gelenidir.
Her gün1–3 dişe kadar sarımsak ye ve yut!Kuru soğanı ye veya soğan suyunu her gün 5Ogr'dan 1-2 defa iç! İdrar, balgam ve safrayı söktürür, iltihabı kurutur, zararlı mikropları ve kurtları öldürür, kan şekeri ve alerjik tepkileri kontrol altında tutmaya çalışır.
Sebze suyunumeyve suyuna tercih et. Sebze suyu: kara turp suyu (günde 100gr. , bal ile yudum-yudum içilir), lahana suyu, ıspanak suyu, semiz otu suyu -karaciğer, dalak, böbrek ve mideyi rahatlatır, iltihabı kurutur, mide asidini azaltır, yaraları kapatır, kan şekerini normalleştirir.
Yabani semizotu, hindiba, ısırgan otu, domuz dikenive benzerlerini her gün yemeye gayret ediniz (bilhassa ilkbaharda)! Enginar mevsiminde enginara önem veriniz! Onu kabukla beraber pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuz mevsiminde karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardağı sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, Sebze ve meyvelerin genetiği değiştirilmemişolmasına dikkat edin! Haftada 3–5 defa et ve 1-2 defa balık, yeşil sebze ile yenebilir. Onlar mideyi rahatlatır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirip, metabolizmayı normalleştirir ve hastalıkları kökten kaldırır.
Yumurtayısadece taze olarak (1–3–7 günlük) yiyebilirsin. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta, yumurta tozu senin için zehirdir. Misvak kullanımınaönem ver. Misvakı su ile değil, tükürük ile ıslat ve dişlerinle fırçayı aç. Her kullanımdan sonra, fırçayı kes. Çok sıcak yemeği yeme ve sıcak suiçme! Çay içerken de biraz soğut sonra iç. Siyah çay, kahve içme!Onlar mide asidi ve safrayı çoğaltıcıdır, kandaki kalsiyumu kirece indirerek, atar damarları daraltır. Siyah çay ve kahve yerine, faydalı olan yeşilçayı iç.
Buğday (genetik değiştirilmiş, 405–550 tipi ve genetiği değiştirilmiş ekmek mayası) ürünlerisizin için şiddetli metabolizma bozukluklarına ve tüm hastalıklara en büyük Sebeplerden biri oldu. Onlardan daima uzak durun! Sonuna kadar hazım olunmamış mısır ve buğday kalıntılarıdamarlarda -tıkanıklar, diş, diş etlerinde, eklem ve kaslarda - iltihaplanma ve ağrı oluşturur. Süt ürünlerini balık ve et ile nohut ve fasulyeyi yoğurt ileyeme! Bunlar hazmın bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açar!
Seni hastalıklara batıran proteinler: eski yumurta ve yumurta tozu proteinleri, buğday, mısır proteinleri (bilhassa genetiği değiştirilmiş olanı), süt, süt ürünleri ve süt tozu proteinleri.
Karaciğer temizlemeden önce süt ve ürünlerini yeme! 
Onlar safra kesesi, böbrek ve mesanede taş, eklem ve kaslarda kireç oluşmasına sebep olur. Önce sıhhatini düzelt, sonra süt ürünleri yemeye başlayabilirsin.
Hazır, katkılı yiyecek ve içecekleri, parfümüevine alma! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.
Temizleyici madde ve deterjanları(bilhassa klorlu ve asitli) kullanma!
Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, beyin damarlarını, akciğerde bronşları ve alveolleri eriterek şişirir ve yıpratır, kana karışarak ağır hastalıklara sebep olur...


wwwyemyesilaktar.bogspot.com
www.yemyesilaktar.com
www.facebook.com/ŞENER TEZEL
ANTİBİYOTİKLER NE KADAR MASUM ?

Dünya çapındaki antibiyotik araştırmasında zirveye çıktık. Türkiye, antibiyotiklerin basit hastalıklara karşı etkisiz kaldığı ülkeler arasında dünyada ilk 3'te yer aldı.





Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şimdiye dek antibiyotiklerle ilgili en geniş çalışmayı yaptı. 114 ülkenin verileri baz alınarak yapılan incelemede antibiyotiklere karşı bakterilerin direncinin artmasının AIDS'ten bile tehlikeli "büyük bir küresel tehdit" oluşturduğu uyarısında bulundu. WHO'ya göre bu artış dünyanın her bölgesinde sürüyor ve insanlık artık "antibiyotik sonrası döneme" geçiş yaptı. Yani basit hastalıklardan ölümler antibiyotik direnci nedeniyle giderek artacak. Acilen önlem alınmamasının yıkıcı sonuçları olacağını vurgulayan örgüt, yeni antibiyotikler geliştirilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. İlaç şirketleri ise çok fazla kârlı olmadığı gerekçesiyle yeni antibiyotiklerin araştırmasına yeterli kaynak ayırmıyor ve bu nedenle son yıllarda piyasaya yeni ve kapsamlı bir antibiyotik çıkmadı.
TÜRKİYE'DE ALARM ZİLİ
WHO'nun son raporu için zatürre, ishal ve kan yoluyla bulaşan enfeksiyonlar gibi en sık görülen hastalıklara yol açan yedi farklı bakteriyi inceledi. Yapılan araştırmalarda bazı ülkelerde hastalıkların yarısından fazlasının tedavisinde kullanılan iki temel antibiyotiğin artık işe yaramadığı belirlendi. Araştırmaya konu olan 114 ülke içinde Türkiye, bakterilerin antibiyotik direncinin en yüksek olduğu ülkeler arasında hemen hemen tüm bakteri türlerinde ilk 3'te yer aldı. Basit soğuk algınlığı için bile reçetesiz antibiyotik kullanımının çok yüksek olduğu ülkemizde çıkan bu sonuç, alarm zilleri çalmasına sebep olacak.
İŞTE TÜRKİYE İÇİN VAHİM SONUÇLAR
- Türkiye'de bağırsak hastalıklarına sebep olan ve koli basili olarak da bilinen 'Escherichia coli' bakterisinin etken maddesi cephalosporin olan antibiyotiklere karşı direnç oranı yüzde 43.3. Türkiye dünyada bu alanda Makedonya'dan sonra ikinci. Aynı bakterinin etken maddesi fluoroquinolone olan antibiyotiklere direnç oranı yüzde 46.3. Türkiye bu alanda dünya birincisi.
- Akciğerlerde rahatsızlığa sebep olan Klebsiella pneumoniae bakterisinin Türkiye'de etken maddesi cephalosporin olan antibiyotik ilaçlara direnç oranı yüzde 52.4. Türkiye bu alanda Sırbistan, Makedonya, Litvanya gibi ülkelerle en üst sıralarda yer alıyor.
- Hastane bakterisi (MRSA) olarak da bilinen staphylococcus aureus'un Methilicillin antibiyotiklerine direnç oranı yüzde 31.5. Bu Avrupa ülkelerine göre yüksek bir oran.
- Türkiye'de zatürre, menenjit, kulak iltihabı ve sinüzite en çok sebep olan bakteri olarak nitelendirilen Streptococcus Pneumoniae'nin tedavisinde uzun süredir penicilin içeren ilaçlar kullanılamıyor. Çünkü WHO'nun raporuna göre bu bakterinin Türkiye'de penicilin direnci yüzde 44.8.
cumhuriyet.com.tr
SICAK
SIMSICAK
MİS GİBİ TARÇIN VE KARANFİL KOKAN GÜZEL BİR BALLI IHLAMUR OLSA NE DERSİNİZ ?

Afiyet olsun !!!!

KABIZLIK KRONİK KABIZLIK VE TEDAVİSİ.....

Uzun bir yazı ancak bu yazıyı okuyup bilgilenmemiz çok önemli...
Kabızlık ve Tedavisi



YEMYEŞİL AKTAR'ın fotoğrafı. Halk arasında kabızlığı peklik olarak nitelendirenler de var. İsmi ne olursa olsun büyük aptesini yeterli sıklıkta ve miktarda yapamama haline kabızlık deniliyor. Bilirsiniz böyle durumlarda karında şişkinlik ve ağrı duygusu oluşur. Ama tuvalete çıkamayınca bu durum ızdırap halini alır. Eğer kabızlık hiç beklenmedik bir anda olmuş ve uygun bir tedavi sonrası tamamen geçmişse sorun yoktur. Ama kronik halde sürekli kabızlık yaşanıyorsa bu hiç de hafife alınacak bir durum değildir. Tıbbi açıdan kabızlığı tanımlamak da aslında zor. Tıpta da Kabızlık bir hastalık ismi değil, vücudun semptom denilen bir şikayetidir. Dahiliye uzmanlarınca kabızlık, fonksiyonel şikayetler başlığı altında ele alınır.Sindirim sistemi rahatsızlıkları arasında en sık doktora başvuru nedenidir. Kadınlarda üç kat daha sık görülür.
Hangi durumlarda kabızlıktan söz edilebilir?
Bazı insanlar her gün çıkamayınca kabız olduğunu düşünüyor. Halbuki bu yanlıştır. Bağırsak alışkanlıkları kişiden kişiye değişir; günde üç defadan haftada üç defaya kadar çıkmak normal kabul edilir. Ayrıca dışkılama sayısı tek başına kabızlık için yeterli değildir. Kabızlık; sert kıvamda, güçlükle dışkılamak olarak da algılanabilir. Kabızlığı tanımlamakta bu belirizlik nedeniyle bazı kriterler önerilmiştir. Buna göre kabızlık aşağıdaki durumlardan herhangi ikisinin, en az üç ay boyunca devam etmesi demektir.
•Sert kıvamda dışkı,
•Dışkılama sırasında ıkınmak,
•Dışkılama sonrası yeterince boşalmamışlık hissi,
•Haftada iki veya daha az dışkılamak

Belirtileri nelerdir?
•Sert kıvamda, seyrek ve güç dışkılamak
•Kasık bölgelerinde ağrı, nedenini açıklayamadığı huzursuzluk ve sıkıntı
•Karında şişkinlik, gaz
•Dışkılama sırasında ağrı
•Bel ağrısı Kabızlık kişiyi gün boyu huzursuz edip, iş verimini düşürmeye kadar varabilir. Hele bu durum bir birbuçuk yıldan aşkın süre devam ederse o zaman kronik kabızlıktan söz edilmesi gerekir.

Kabızlık nelere sebep olur?
Bağırsaklar kadar kendini yenileyen bir organımız yok diyebiliriz. Bağırsaklarımızda hergün milyonlarca, milyarlarca hücrenin tamir ve onarımı söz konusudur. Bu tamir ve onarım durumu, bağırsağın kendi normal fizyolojik gelişiminde vardır. Ama kabızlık olduğunda bağırsağın bu kendi kendini yenilemesi, tamir ve onarımı mümkün olmuyor. Bağırsak dolu iken bu tamir onarım nasıl olsun? Bağırsak kendini yenileyemediği zaman hastalık riski artıyor. Polip dediğimiz vakalar oluşuyor. Ayrıca sürekli ıkınmaya bağlı olarak anal fissür (makatta çatlak) ve hemoroid (basur) oluşur. İnce ve kalın bağırsağın yapısı bozuluyor. Bağırsak kendi beslenmesini de yapamıyor. Sağlıklı kan alamıyor.
•Kabızlık özellikle kalp yetmezliği ve hipertansiyon gibi hastalıkları da olan yaşlı hastalarda nefes almayı zorlaştırır,
•Kandaki oksijen miktarının azalmasıyla, zihinsel fonksiyonlarda değişikliklere ve unutkanlığa neden olabilir,
•Kabızlık bebek ve çocuklarda daha sıklıkla karın ağrısı yapar,
•İştahsızlık ve beslenme problemlerine neden olur,
•Sindirim sisteminin dengesini bozar,
•Baş ağrısı ve uykusuzluk yapar,
•Sinir sistemini etkiler,
•Vücudu tepeden tırnağa kadar meşgul eder. Çünkü vücut tarafından dışarı atılması gereken bir maddedir ve atılamamıştır. O maddenin dışarı atılması için tüm vücut dikkati oraya toplar. Bunu başaramayınca da sistem zorlanmaya başlar.

Bağırsak çalışmadığı zaman enerji kanalları tıkanıyor. Bağırsaklarda gaz oluyor şişkinlik oluyor. Bağırsak gazlarını çıkartamıyor. Bu sefer tekrar kana emiliyor. Kana emildiği zaman o beyne gidiyor, beyin toksik maddelerle normal sağlıklı görevini yapamıyor. Karaciğere mesaj sağlıksız gidiyor, o enzimleri salgılayamıyor. gidemiyor, karaciğer görevini yapamıyor. Pankreasa mesaj gidemiyor o görevini yapamıyor. Böbreğe sağlıklı mesaj gidemiyor o görevini yapamıyor, otonom sistem olarak vücudun tümünü etkiliyor.
Bağırsaklar iyi çalışırsa ne olur?
•Karaciğer iyi çalışır,
•Tansiyon riski az olur
•Kalp ritmi düzenli olur
•İdrar problemi daha az olur
•Gözler daha parlak olur
•Kulaklar daha iyi duyar.
•Elimizin hassasiyeti daha fazlalaşır.
•Öğrenci dersini daha iyi anlar daha iyi ders çalışır.
•İş verimliliğini artırır.

Bağırsağı iyi çalışan bir şahsın, aynı yaşta, aynı boyda, aynı kilodaki bir kişiye oranla sağlığı daha iyidir. Bu çok önemli artı bir değerdir.
Kalın bağırsaklar nasıl çalışır?
Kabızlığın nasıl olduğunu anlamak için kalın barsağı (bazı yerlerde kalın bağırsak yerine kolon kullanılır.) nasıl çalıştığını anlamak lazım. Kalın barsağın iki görevi vardır:
•Su ve elektrolitlerin emilmesi
•Geri kalan artık maddenin yani dışkının atılıncaya kadar depolanması.

Bu iki görev için de yoğun hareket gerekmediğinden kalın bağırsak hareketleri normalde çok yavaştır. Kalın bağırsak hem su ve minerallerin emilmesinini sağlayan boğumların kasılması ile mikser hareketi yapar, hem de içeriğinin ilerlemesi için kısa itici kasılmaları ve büyük amplitüdlü kaba itici hareketler yapar. Bu kaba hareketler gün içinde sadece bir-üç kez olur, en çok kahvaltıdan sonraki ilk saatte yaklaşık 15 dakika kadar devam eder. Bu hareketlerle dışkı rektuma (kalın barsağın son kısmı) doğru itilir ve dışkılama hissini uyandırır. Kalın bağırsakta dışkıya ileri iten en kuvvetli hareket olan bu kaba hareketler gastrokolik ve duedonokolik reflekslerle harekete geçer (gastro:mide, kolon:kalın bağırsak, duedonum: oniki parmak barsağı). Yemek yedikten sonra kaba hareketlerin oluşması bu reflekslerle olur.Yemek sonrası mide ve duedonum (ince barsağın ilk kısmı)duvarları gerilerek, kalın bağırsak hareketlerini uyarır. Başka bir deyişle yiyecekler yukarıdan ben geliyorum, bana yer aç demektedir. Kaba hareketler kalın bağırsak duvarının irritasyonu (tahriş olması) ile de uyarılabilir. Ülseratif kolitte hemen hemen sürekli devam eden bağırsak hareketlerinin nedeni budur.
Dışkılama refleksi: Dışkı rektuma indiğinde rektum duvarlar gerilir ve dışkılama hissi meydana getirir. Buraya kadar olan olaylar istem dışıdır. Tuvalet eğitimini almış bir kişi, eğer dışkılama için uygun bir ortam yoksa istemli çalışan dış sfinkter kasını kasarak dışkılamayı engeller. Eğer dış sfinkteri kasmaya devam ederse, birkaç dakika sonra dışkılama reflekleri kaybolacaktır. Ortam uygun olduğunda ise dışkılama refleksleri kaybolsa bile derin bir nefes alarak diyaframı aşağı iterek ve karın kaslarını kasarak karın basıncını arttırabilir böylece dışkıyı kalın barsağn son bölmüne iterek yeni refleksleri uarabilir. Bu şekilde oluşan refleksler hiçbir zaman doğal olarak oluşan refleksler kadar güçlü değildir. Bu nedenle sürekli doğal reflekslerini baskılayan kişiler veya doğal bağırsak hareketlerinin yerini alcak müshil ilaçlarını sıklıkla kullanan kişiler ileride ciddi kabızlık çekerler.
Eğer bir kişi, hayatının erken dönemlerinde düzenli tuvalet alışkalnlığ kazanırsa, ki genelde kahvaltıdan sonra gastrokolik ve duedonokolik reflekslerin kalın bağırsakta kaba hareketleri uyardığı zamanda tuvalete giderse, hayatın ileri dönemlerinde gelişebilecek kabızlığı önlemiş olur.
Kabızlığın sebepleri nelerdir?
Kabızlk daha önce de belirttiğimiz gibi bir hastalık değil belirtidir. Birçok hastalık, ilaç ya da bazı durumlar kabızığa sebep olur. Ama kabızlığın en sık nedeni düzensiz beslenme alışkanlıkları sonuc gelişen kabızlık ve çzüm olarak da kabızlık ilaçlarınn uygunsuz kullanılmasıdır. Aşağıda kabızlığın nedenlerinden bazıları sıralanmıştır:
•Diyette lifli beslerin yetersiz olması
•Günlük sıvı alımının yetersiz olması
•Sedanter yaşam, hareketsizlik
•Hareketsiz kalınan uzun seyahatler
•Dışkılama refleksinin sürekli baskılanması
•Hamilelik
•Yaşlanma
•İrritabl bağırsak sendromu (spastik kolon): Kabızlığın en sık nedenlerinden biridir. Altta yatan organik bir rahatsızlık olmamasına rağmen aralıklarla kabızlık ve ishalin görüldüğü, karın, ağrısı, şikinlik, gazın eşlik ettiği, stresle de artan bir hastalktır.
•Laksatiflerin (müshil ilaçlarının)kötüye kullanımı:Laksatiflerin uzun süre kullanılması bağırsak tembelliğine yol açar. Laksatifler zamanla bağırsakladaki sinirlere hasar vererek barsağın kendi doğal kasılmasını önler.
•Bazı ilaçlar: Antiasitler:Alüminyum hidroksit ve kalsiyum karbonat içerenler Antispazmotik ilaçlar Antidepresanlar Demir hapları Antikonvulzan ilaçlar(epilepiside nöbetleri önleyen ilaçlar) Bazı ağrı kesciler(özellikle kodein, morfin gibi opioid analjezikler)
•Bazı hastalıklar: •Nörolojik hastalıklar: Bağırsağı hareket ettiren sinir uyarılarının oluşmasını veya iletimini engelleyerek bağırsak hareketlerini azaltır,kabızlığa neden olur.Örneğin:Hichprung hastalığı, Multiple skleroz, Parkinson hastalığ, İnme, omurilik yaralanmaları
•Metabolik ve Endokrin hastalıklar: Diyabet (Şeker hastalığı),Tiroid bezinin yeterli çalışmaması, üremi, hiperkalsemi gibi bazı elektrolit bozuklukları
•Kurşun zehirlenmesi
•Skleroderma ve lupus gibi bağ dokusu hastalıkları
•Bağırsakların mekanik nedenlerden dolayı tıkanması
•İltihabi yapışıklıklar
•Bağırsak kanseri: Kabızlığın nadir sebeplerinden biridir. Özellikle 40 yaş üzeri kişilerde, yakın zamanda başlamış açıklanamayan kabızlık, kilo kaybı, dışkıda kanın eşlik ettiği durumlarda gecikmeden doktora başvurumalıdır.
•Bağırsakların kendi üzerine katlanmas(volvulus)

Kabızlık daha çok kimlerde görülür?
Siz zannedersiniz ki bir tek kendiniz kabızsınızdır. Oysa toplumda kabızlık tahmin edildiğinden daha fazladır. Hele gidin bakın dahiliye servislerine gastroenterologlara müracaat eden kimselerin neredeyse yüz kişide yirmi kişisi kabızlık şişkinlik gaz şikayetiyle baş vurmaktadır. Bir de kadınlar ve çocuklarda erkeklere oranla daha fazla görülür. Kabızlığa modern şehrin hastalığı da derler. Kırsal alanda yaşayan sebze meyve gibi lifli yiyecekler tüketen kişilerde kabızlık çok daha az görülür.
Bizler modern hayatla birlikte beslenme şeklimizi de değiştirmek zorunda kalmış insanlarız. Yine iş yerlerinde hareketsiz ve stres yüklü ortam da sebepler arasındadır.
Az hareket edebiliyoruz. Sinirli, titiz ve hırslı kişiler olup çıkıyoruz. Kabızlık da daha çok böyle kişilerde görülüyor. Sürekli seyahat eden, oturarak veya ayakta meslek icra eden kişilerde, herhangi bir nedenle sürekli olarak büyük aptes ihtiyacının giderilmesini erteleyen kişilerde bu durum daha sık olmaktadır. Doğuştan gelen bazı hastalıklar da bebeklerde inatçı kabızlığa yol açabilir.
Ruhsal değişimlerin en yoğun yaşandığı büyüme ve ergenlik çağı, sindirim sistemine bağlı fonksiyonel şikayetlerin sıklıkla görüldüğü çağdır. Özellikle öğrenime devam eden gençlerde sınav stresinin de eklenmesi geçici fakat sıkıntılı kabızlığa neden olabilir.
Yine multipl skleroz, parkinson hastalığı gibi kas ve sinir sistemini tutan hastalıklar, omurilik travmaları, kurşun zehirlenmesi ve diğer fonksiyonel nedenler bağırsağı hareket ettiren sinir uyarılarının oluşmasını veya iletimini engelleyerek bağırsak hareketlerini azaltır, kabızlığa neden olur.
Omurilik yaralanmalarından sonra kalın bağırsağın refleks kontrolü kaybolduğu için inatçı kabızlık görülebilir.
Dışkılama hissinin sürekli baskılanması kabızlığa neden olur. Çocukluktan itibaren tuvalet alışkanlığı kabızlğa sebep olabiliyor. Örneğin, çocuk okulun tuvaletini evindeki kadar temiz bulmuyor. Tiksiniyor ve tuvaletini evine kadar bekletiyor. Yine büyük iş merkezlerinde, nice çarşı binalarında, nice görkemli lüks alış-veriş alış merkezlerinde göze hitap eden yerlerdeki temizlik ve titizlik tuvaletlere gösterilmiyor. Bütün bunlar bağırsağın boşaltım sistemini bozan faktör oluyor.
Oysa, neler yapılabilir? Örneğin okuldaki tuvaletler bilinçli olarak en az evlerimizdeki kadara temiz tutulmalıdır. Buna rağmen yine de genel tuvalete gitmekten tiksinen aşırı hassa çocuklar varsa onlara annesi çişini sabah kahvaltısından sonra evde yapıp öyle okula gidecek şekilde düzen kurmaya çalışabilir. İş yerlerinde ise, birincisi şu kolaycılık bir yana bırakıp, işin sağlık boyutunu da düşünerek, böylesi iş merkezlerinde tuvaletler de en az vitrinler kadar temiz olmalıdır. İkincisi de alafranga tuvalette temas nedeniyle hijyenik bulmayanlar için alaturka tuvaletler de bulunmalı. Tabi ki, kilolu sorunu, bel fıtığı, dizinde kireçlenme vs gibi sorunu olanlar için de alafranga tuvaletler olmalıdır. Ama en önemlisi her iki tuvalet de en az vitrinler kadar temiz ve bakımlı olmalıdır. Buna rağmen kimi insan, iş yerinde olsun, böylesi alış veriş merkezinde olsun tuvalete gitmek istemiyor. Tuvaletini evinde yapmak üzere erteliyor. Bu da bağırsağı tembelleştiriyor, duyarsızlaştırıyor.
Beslenme alışkanlığı çok önemli
Sağlıksız beslenme deyince aklınıza eğer et, süt, tereyağı, bal, kaymak yiyememe geliyorsa yanılıyorsunuz. Sağlıksız beslenme vücudun ihtiyacı olan gıdayı zamanında ve yeteri kadar alamama demektir. Örnek verelim, bulgur pilavını yemeyen insan sağlıksız besleniyor demektir. Çünkü bulgurda bağırsakların çalışmasına yardımcı olacak sellülozik madde vardır. Ama çok insan bulgur yemez. Yine örneğin, hayatımıza ekmek arası bir düzen girdi. Yarım ekmek döner, hamburger, dürüm vs gibi Sulu yemekler alışkanlığı neredeyse yok olacak. Hepsinden önemlisi sofrada yemek yerine ayak üstü çabuk çabuk bir şeyler tıkınıp sadece karın doyurmak mantığı. Diyetimizdeki liflerin yeteri kadar olması gerekir, çünkü lifler emilmeyip su çekerek dışkı hacminin oluşmasına, ve dışkının yumuşamasını sağlar. Kepek, lifin en önemli kaynağıdır. Ayrıca meyve ve sebzelerde de bol miktarda lif bulunur. Ayrıca bol su, meyve suyu, ayran için. Kafein içeren kola ve kahve gibi içecekler dışkıdaki su miktarını azalttığı için mümkün oldukça az alınmalıdır.
Ne zaman doktora başvurmalıyım?
Uzun süre kabızlık çekiyorsanız ve sadece kabızlık ilaçları ile tuvalete çıkabiliyoranız bu kısır döngünün kırılması, kabızlığa neden olabilecek bir hastalık varsa bunun araştırılması için doktora gitmelisiniz. Özellikle 40 yaşın üstünde olup yakın zamanda başlamış, nedeni açıklanamayan kabızlık ve kilo kaybı varsa, Dışkılama ile birlikte kan gelirse, Çabuk yorulma, halsizlik, soğuğa karşı toleranssızlık, ses kalınlaşması gibi şikayetleriniz varsa(guatr bezinin az çalışması neden olabilir) Şiddetli karın ağrısı, kusma varsa, Ayrıca ıkınmaya bağlı olarak makatta çatlak, yarık ya da basur varsa doktora başvurun.
Tedavi...
Bağırsak hareketlerinin yeniden düzenlenmesi için yapabileceğiniz en önemli üç şey:
•BOL SU İÇMEK
•BOL LİFLİ GIDA ALMAK
•EGZERSİZ YAPMAK

YEMYEŞİL AKTAR'ın fotoğrafı.
Hafif kabızlığı olan birçok hasta yukardaki değişikliklerle tedavi olabilir. Buna cevap vermeyen hastalarda ek olarak bazı kabızlık ilaçları doktor kontrolünde geçici süre kullanılabilir. Kabızlık için kullanılan çeşitli ilaçlar vardır:
•Kitle oluşturucu laksatifler: Bu gruptaki ilaçlar sindirilmeyen bitkisel kaynaklı maddelerdir. Bu maddeler su tutarak şişer ve kitle etkisi oluştururlar. Diğer laksatfilere göre daha az bağımlılık oluşturduğu için daha güvenlidirler. Psylium, Kalsiyum polikarbofil, kepek, agar bu gruba aittir.
•Ozmotik etkili laksatifler:Bu gruptaki ilaçlar sünger gibi su çekerek etki gösterirler. Etkileri daha çabuk başlar. Sorbitol, lakloz, mannitol, magnezyum ve sodyum içeren bileşikler bu gruptandır.
•Stimulan laksatifler: Bu ilaçlar bağırsakta ritmik kasılma sağlarlar. Ayrıca bağırsak yüzeyi üzerinde tahriş edici etkisi vardır.Bu ilaçların uzun süre kullanılması bağırsak sinirlerinde zedelenmeye yol açabilir. Bisakodil, laktuloz,hint yağı bu gruptandır.
•Yumuşatıcı laksatifler:kalın bağırsaktaki dışkıyı ve bağırsak yüzeyini yumuşatarak ve yüzey gerilimini azalarak etki ederler. Sıvı vazelin, sıvı yağlar, gliserin, dokuzat sodyum bu gruptandır.

Hamilelik ve Kabızlık
Hamilelik süresinde anne vücudunda bir takım hormonal değişiklikler olmaktadır. Bu hormonların bazıları sindirim sistemini de etkilemekte, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsak da dahil olmak üzere tüm sindirim sisteminin hareketi azalmaktadır. Bu nedenle hamileliğin başlangıcından itibaren artan bir şekilde kabızlık görülür.Hamileliğin ilerlemesi ile büyüyen bebek ve rahim, karın içinde daha fazla yer kaplar ve özellikle kalın bağırsağın son kısmı üzerinde baskı olur. Bu durum da büyük aptesti zorlaştırır. Hamilelikte ve doğum sonrası emzirme problemlerinde akupunktur tedavisi çok yararlıdır.